Bozüyük’te yaşamın ilk olarak ne zaman başladığına dair hiçbir bilgimiz olmasa da tarihi kaynaklardan en eski uygarlıkların M.Ö 2000’de Thyni adında küçük bir topluluğun,M.Ö.1950’de Mısır Firavunlarından 2.Amozis’in,sonrasında Hititler,Frigler,Kimmerler,Lidyalılar,Persler,Romalılar ve Bizanslılar olduğunu,Türklerin ise Selçuklu Sultanı Alparslan’ın Anadolu’nun büyük bir bölümünü Malazgirt Savaşı’ndan sonra ele geçirmesiyle Bozüyük’ün Türklerin egemenliğine geçtiğini biliyoruz.Ancak bazı tarihi kaynaklarda Selçuklulardan önce Peçenekler ve Uzların’da bölgemizde hakim oldukları ifade edilmekte.
Çok eski tarihlere inmeye gerek duymadan bizlerin görsellerden tahmin ettiğimiz Osmanlı Dönemindeki yaşantı ile ilgili çeşitli ayrıntılara değinelim.1880 yılında Abdülhamit Han tarafından çektirilen fotoğraflarla Bozüyük’te en eski yaşantıdaki kültürel izleri görebiliyoruz.Bu fotoğraflardaki insanların en derin ayrıntıları ise üzerlerinde olan kıyafetler.
Erkelerin başlarında Orta Asya’dan beri süregelen başlık olarak dolak denilen sarma kumaştan oluşan bir giyim tarzı belirgin bir şekilde karşımıza çıkıyor.Sırtta ince kumaştan entari ve onun üzerinde kaftan biçiminde uzun bir giysi var.Bazı ağalarda kaftanın yakasında belki de bir zenginlik belirtisi olsa gerek Tilki Kürkü ile süslenmiş bir şal var.Bacaklar kısmında bol şekilde şalvar tarzı bir giysi bulunurken ayaklarda deriden yapılmış çarıklar mevcut.Bele dolanan kuşaklar ve onların süsü kama ve kılıçlar tabi ki en dikkat çeken ayrıntılar. Sakal ve bıyık o dönemlerde yaşamış Türk erkellerin olmazsa olmazı.
Kadınların giyimlerine baktığımızda yetişkin veya evli sayabileceğimiz kadınların yüzleri burun kısmına kadar örtülü,Sadece çocuklar ve genç kızların yüzleri tamamen gözüküyor.Bazı genç kızların başlıklarının üzerinde olan geniş tüyün ise ne anlama geldiğini bilmiyoruz.Kadınların en dikkat çeken kıyafet süsü günümüzde aynalı kemer diye de adlandırılan gümüş büyük tokalı kemerler.Bunlar da bir zenginlik veya gösteriş belirtisi olabilir.Bu kemerleri günümüzde Yörüklerin yöresel düğünlerinde ve törenlerinde de kullandığını görüyoruz.Kadınların başları erkeklere benzer şekilde dolak olmasa da örtü ile kat kat kapatılmış.Bedenlerinde çeşitli desenlerde işlenmiş kumaş entariler,cepkenler ve şalvarlar mevcut.Ayaklarında ise erkeklerde olduğu gibi deri çarık var.
Peki bu giyim tarzı bize neyi anlatıyor?
Tam olarak bilemesek de göç etmeden önce Orta Asya’da yaşayan Türklerin de bu şekilde giyindiklerini tahmin ediyoruz.Yüzyıllar geçse de 1800’lere gelindiğine giyim tarzlarında pek bir değişiklik olmamış gibi gözüküyor.150 yıl önce çekilen bu ilk resimlerle atalarımızın Bozüyük’te yaşayış tarzları konusunda net bir fikir sahibi olabildiğimiz gibi resimlerde kıl çadırlarını ve dokudukları el emeği değerli halılarını da poz verirken yansıttıklarını görüyoruz.Tabi bu resimleri verdikleri pozu onlar hiçbir zaman göremediler.150 yıl sonra verdikleri bir pozun internet ortamında Bozüyük’ten büyün dünyaya aksedileceğini ise hiç bilemezlerdi.
Haberimizdeki renklendirdiğimiz Manşet Resmi çok dikkat çekici elbette.En ortada oturan ve yakasında madalya olan hemşehrimizin Bozüyük’ün en ileri gelen kişisi olduğunu tahmin ediyoruz.Belki de bir ağaydı.İlçemizin bazı akıl önderi yaşlı kişileri bu kişinin Bakkalcızade Ailesinin büyüğü olabileceği konusunda fikir yürüttüler.Bir kıl çadırın iskeleti altında,o zamanki dokunmuş en değerli halıları ile poz verdiklerinde bir kadın da onlara küçük bir fincan tarzı bir kapla bir içecek ikram ediyor.Hayatlarında beklide ilk kez bir fotoğraf makinesi ve fotoğrafçı gören bu ağalar sonuçta ne olacağını tahmin edemeseler de onlara söylenen şekliyle güzel pozlar vermeyi başarmışlar.Karasu kenarında poz veren ve bellerindeki kuşaklarda büyük kılıçları olan ağalar kendilerince çok değerli saydıkları bir el dokuması halıyı da fotoğraf makinesi karşısında sererek hünerlerini göstermişler.
Lafı çok uzattık; toparlamak gerekirse 150 yıl öncesindeki bu resimlerden o zamanki en eski kültürümüz hakkında fikir yürütmeye çalıştık.Bu giysilerin Cumhuriyet dönemine kadar çok fazla bir değişiklik göstermediğini 1921 yılında Albert Kahn tarafından çekilen Bozüyük resimlerinden anlıyoruz.Çarık ne zaman kara lastik ayakkabıya yerini bıraktı;dolak ne zaman fes oldu;kaftanlar ne zaman cekete dönüştü bunların tarihlerini tam olarak bilmesek de kıyafet devrimi ile Cumhuriyetin ilk yıllarında giyim kültüründe modernizme dayalı köklü bir değişimin olduğunu anlıyoruz.Ancak Cumhuriyet döneminde de ilçemizin Manavlarının ve Yörüklerinin özellikle yaşlılarının kafalarındaki dolakları hala kullandıklarını da anlıyoruz.Şalvar tipi kıyafetler patur daha sonrasında Pantul denen aba dokuma pantolonlara dönüşmüş.Çarık yerine lastik ayakkabılar giyilmeye başlanmış.Kılıç kuşanmalar artık terk edilmiş,ama bel kuşaklarından vazgeçilmemiş.1960’lı yılların başına kadar özellikle çiftçilikle uğraşan Bozüyük Halkından büyük kısım erkeklerin kıyafetleri küçük değişimler gösterse de Orta Asya Kültürünün izleri hep görülmüş.
Levent Sünal – Gündem11 Gazetesi








