Bozüyük Ormanlarında bir asır önce kurulan iki fabrika var ki Türkiye Sanayi tarihine adını yazdıracak nitelikte.Köprülü kardeşlerin Harleyik Deresi’nde kurdukları Kereste Fabrikasından günümüzde eser yok.Ancak Debreli Mustafa’nın Batan Yaylası’nda inşa ettiği Kereste ve Kontraplak Fabrikasının temel kalıntıları hala duruyor.
Batan Yaylası’na gidenler bu betonları mutlaka görmüşlerdir.Burada büyük bir fabrikanın temelleri atılmış ve fabrika işletilmiş.Bu fabrika nasıl kuruldu? Bununla ilgili bir bilgi elimizde bulunmuyor.Ancak kafamızı kurcalayan bir soru da şu ki; bu beton temelleri nasıl döktüler.
108 yıl önce 1918 yılında kurulan bu fabrikanın temellerindeki betonun su kireci ve moloz taşlar karışımı olduğu tahmin ediliyor.Zira o zamanlarda çimento sanayi ülkemizde kurulmuş ancak 1912 yılında Eskihisar’da kurulan Çimento Fabrikası’ndan buraya çimento getirilip döküldüğünü düşünmüyoruz. 1972 yılında kurulan Eskişehir Çimento Fabrikası 1918 yılı düşünüldüğünde daha çok yeni sayılır.Dolayısıyla yakın çevremizde çimento elde edecek bir tesis yok.Burada akla gelen ise çimentoya benzer bir maddenin Batan Yaylası’nda karıldığı ve kalıplanarak bu sütunların döküldüğü.Uzmanlar çok daha iyi bilirle ancak çimento görünümlü bu yapı taşlarının burada nasıl elde edildiğine yönelik sadece bir tahmin yürütüyoruz.
Yakından incelendiğinde normal bir çimentolu temelin içinde olması gereken demirler bu temellerde yok.Ancak sağlamlığı oluşturmak adına yoğun taş kullanıldığını görüyoruz.Çimentonun olmazsa olmazı dere kumu da sanki kullanılmamış gibi gözüküyor.Çimentonun tarihçesine bir göz attığımızda 1824 yılında kirecin bağlayıcı özelliği sayesinde keşfedildiğini görüyoruz.1918 yılında Çimento dünyada kullanılan bir madde.Ancak bu fabrikasyon çimentonun İzmit’ten Bozüyük Dağlarına getirilerek bu temellerin yapıldığına pek ihtimal vermiyoruz.En çok akla yatan ise Dodurga yakınlarında bulunan kireç ocaklarından taşlar getirilerek burada su ile birleştirilmesi ve çimentoya benzer bir maddenin elde edilmesi.Belki de içinde bilmediğimiz başka bir doğal madde de konulmuş olabilir.Bu konuyu maden mühendisleri ve mimarların incelemesi gerekli elbette.Biz gözle gördüğümüz üzere akıl yürütmeye çalışıyoruz.
Daha önce yazmıştık ama bu 108 yıl önce Bozüyük Dağlarında Batan Yaylası’nda kurulan Fabrikadan bir kez daha söz edelim ki günümüze hatıra kalan bu beton yapıların üzerinde ne vardı onu da açıklamış olalım.
1918 yılında kurulan Osmanlı’nın Anadolu’daki ilk yabancı sermaye ortaklı yatırımıydı.107 yıl önce kurulan bu kontraplak fabrikasının elimizde tek resmi bulunuyor.Açılış veya işleyiş sırasında çekilen bu resmi de Avusturyalıların çektiğini tahmin ediyoruz.Resimde fabrika çalışanları ve bekçilik eden silahlı kişiler görülüyor.Fabrikanın kontraplak ürettiği söyleniyor.O devirde kontraplak teknolojisi varmıydı? Bununla ilgili net bir bilgi yok.Debreli Mustafa nereliydi? Bozüyük’e nereden ve neden geldi? Bunları bilmiyoruz.Bizim için burada önemli olan Bozüyük’te bir asır önce böyle bir fabrikanın kurulmuş olması ve Bozüyük Sanayisinin başlangıç noktası olması.Fabrika ile ilgili elimizde detaylı bilimsel bir araştırma verisi de mevcut.Fabrika 608 metrekare genişliğinde ve 6 metre yüksekliğinde iki kattan ibaret.
Birinci katı, tezgâhların ayaklarına, mil ile kayışların hareketine mahsus olup,tezgâhlardan dökülen tomruk talaşlarının toplanmasını sağlamaktaydı. İkinci kata ise birbirine fasılalı ve paralel üç adet ‘katar’, bir adet ‘rende’ ve bir adet ‘bıçkı” makinesi, ilave mahalline de biri mamulatın kenarlarını almak diğeri de tomrukların başlarını düzeltmek için iki adet testere tezgâhı konuldu. Makine topan/tophan sisteminde Viyana’da yapıldı. Makinenin büyük volantı (kasnağı) 3 m. çapında olup dakikada yüz elli devir yapmaktaydı. Ana milinüzerinde on tezgâha ait on kasnak vardı. Makina; 5, 7, 8, 9 basıncında ve 80, 106 ve 122 beygir kuvvetindeydi. Bu kuvvetler ile yirmi dört saat zarfında ortalama altmış metreküp kereste imal olunmaktaydı. Tezgâhların hareketini muhafaza etmek için kasnağın önüne son sistemde bir ‘nazım’ yapılmıştı. Fabrikanın en üst yöneticisi genel müdürdü. Ayrıca işletmede, bir tomruk taksim memuru, bir imalat öğreticisi ile tahtaların istifini denetleyen ve orman işlerini kontrol eden birer memur bulunmaktaydı Bunların yanında işçiler ve keresteler için birer adet kâtip, fabrikanın güvenliği için ise bir gece bekçisi ve bir muhafız görev yapmaktaydı. Bundan başka biri gece diğeri gündüz için iki ateşçi, dört talaşçı, bir makinist, bir muavin, bir demirci, bir çırağı; her bir tezgâhta ikişer öğretici ile ikişer muavin, çırpılar için bir öğretici ve bir muavin istihdam edilmişti. Haftada üç gün işleyen pandol için bir öğretici ve bir muavin; rende tezgâhı için iki bileği için bir; çatallardan çıkan kıyılar için iki; kapakları dışarı itmek için iki; tahtaların ayrımı için iki; istiflerden taksimat mahalline tomruk getirmek için sekiz işçi görevlendirilmişti. Ayrıca taksimat mahallinde tezgâhların yanına tomruk getirmek ve biçilmiş taslakları fabrikadan iskeleye çıkarmak için sekiz; tahtaları vagon ile istif mahalline nakil etmek için dört; çıtaları vagon ile taşımak için iki; kapakları vagon ile dışarı atmak için bir; tahta istifi için on işçi çalıştırılmaktaydı ki fabrikanın toplam personel sayısı 68’di”
Bilgiler bilimsel araştırmalarda bu şekilde.Tabi burada önemli olan bu teknolojik fabrikanın 108 yıl önce Bozüyük’te yabancı ortaklıkla kurulması ve Bozüyük Sanayisinin ilk kilometre taşı olması.İlçemiz Bozüyük günümüzde çok gelişmiş bir sanayi kenti.Bunun bir asırdan fazla zaman dilimindeki ilk başlangıcı bizim için tarihsel açıdan büyük önem taşıyor.Bu beton kalıntılar da bu önemin bir kanıtı olarak günümüzde zamana meydan okuyor.
Levent Sünal – Gündem11 Gazetesi

Bu bahsi geçen Fabrika ile ilgili günümüze ulaşan tek fotoğraf




