Çocuk Gelişim Uzmanı Didem Taşkıran, okulların açılmasıyla birlikte çocuklarda görülebilecek uyum ve ayrılık kaygılarına dikkat çekerek ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulundu.
Her çocuğun okula alışma sürecinin farklı olduğunu belirten Taşkıran, ailelerin bu dönemde sakin, sabırlı ve güven verici bir yaklaşım sergilemesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.
Taşkıran, okul başlamadan önce yapılabilecek hazırlıklardan sabah vedalaşma sürecine, çocukların özlem duygusuyla başa çıkmasından okul sonrasında kurulacak iletişime kadar ebeveynlerin dikkat etmesi gereken pek çok noktaya değindi.
Uzman Taşkıran, “Çocuk neyle karşılaşacağını bildikçe belirsizlik azalır ve kendisini daha güvende hisseder” ifadelerini kullandığı açıklamasında şu sözlere yer verdi:
“Okulların açılmasıyla birlikte çocuklar kadar ebeveynler için de heyecanlı bir dönem başlıyor.
Yeni bir eğitim yılı; yeni bir sınıf, yeni arkadaşlar, yeni bir öğretmen ve değişen günlük rutin anlamına geliyor. Bu nedenle heyecanın yanında “Acaba çocuğum okula kolay uyum sağlayabilecek mi?”, “Benden ayrılabilecek mi?”, “Yeni arkadaşlarıyla iletişim kurabilecek mi?” gibi kaygıların yaşanması da oldukça doğal. Özellikle okul kapılarında ağlayan, ailesinden ayrılmak istemeyen çocukları görmek bu dönemde hepimizin karşılaşabileceği bir durum.
Aslında okula uyum yalnızca çocuğun sınıfa girip ailesinden ayrılması değildir. Çocuğun yeni bir ortama, yeni insanlara, kurallara ve günlük düzene alışmasını, kendisini güvende hissetmesini ve zaman içerisinde bağımsızlaşmasını kapsayan bir süreçtir. Bu nedenle okulun ilk günlerinde yaşanan her ağlama ya da ayrılmak istememe durumunu bir problem olarak değerlendirmemek gerekir. Her çocuğun uyum süreci birbirinden farklıdır.
Peki bu süreci çocuklarımız için nasıl daha kolay hale getirebiliriz?
Öncelikle mümkünse okul başlamadan önce çocuğumuzun okulu görmesini sağlayabiliriz. Sınıfını, öğretmenini, bahçeyi, oyun alanlarını, yemekhaneyi ve tuvaletleri önceden görmek, çocuğun bilmediği bir ortama ilişkin belirsizliğini azaltacaktır. Okula hazırlık kitaplarından yararlanarak okulda onu nelerin beklediğini konuşmak da çocuğun zihinsel olarak bu sürece hazırlanmasına yardımcı olur.
Okul alışverişini de bu hazırlığın bir parçası haline getirebiliriz. Çocuğumuzun çantasını, kalem kutusunu veya beslenme çantasını seçmesine izin vermek, onun okul sürecine aktif olarak katılmasını sağlar. Bunun yanında okul başlamadan önce uyku, yemek, oyun ve sorumluluk saatlerini yeniden düzenlemek önemlidir. Ekran kullanımına sınır getirmek ve özellikle uyku saatlerini düzenlemek, çocuğun okul rutinine geçişini kolaylaştıracaktır.
Çocuğa yaşına uygun küçük sorumluluklar vermek de bu dönemde oldukça kıymetlidir. Akşamdan ertesi gün giyeceği kıyafetleri hazırlamak, çantasını kontrol etmek, kitaplarını yerleştirmek veya beslenme çantasını hazırlamak gibi görevler çocuğun bağımsızlığını destekler. Unutmamalıyız ki çocukların sorumlulukları arttıkça kendi ihtiyaçlarını yönetme becerileri de gelişir.
Okul sabahında ise ebeveynin sakin ve güven veren tutumu büyük önem taşır. Çocuğa ne zaman alınacağını mümkün olduğunca somut bir şekilde anlatmak gerekir. Küçük çocuklar için saat kavramı yeterince anlaşılır olmayabilir. Bu nedenle “Öğle yemeğinden sonra seni alacağım” veya “Bu saat olduğunda burada olacağım” gibi ifadeler kullanılabilir. Vedalaşırken çocuğu sevip sarılmak, güven veren kısa bir veda etmek ve ardından ayrılmak daha sağlıklı olacaktır. Okul kapısında vedayı uzatmak, tekrar tekrar sınıfa dönmek veya çocuğun arkasından uzun süre beklemek ayrılmayı daha zor hale getirebilir. Çocuğa vermemiz gereken temel mesaj, “Benden ayrılman zor olabilir ama güvendesin ve ben söylediğim zamanda geri geleceğim.” olmalıdır.
Özellikle ilk kez okul deneyimi yaşayan çocuklar anne ve babalarını özleyebilir. Bu duyguyu ortadan kaldırmaya çalışmak yerine çocuğun özlem duygusunu yönetmesine yardımcı olabiliriz. Çocuğun çantasına güvendiği, bağ kurduğu ve yanında olduğunda kendisini rahat hissettiği küçük bir oyuncak ya da nesne, geçiş sürecinde ona eşlik edebilir ya da çocuğun koluna küçük bir kalp çizerek “Beni özlediğinde bu kalbe bakabilirsin, ben de kendime bir kalp çizeceğim.” demek çocuğa duygusal bir bağ hissi verebilir. Aynı zamanda “Beni özlüyorsun, ben de seni özlüyorum. Birbirimizi özlemek çok normal.” diyerek çocuğun duygusunu kabul etmek oldukça önemlidir.
Çocuğun okulda geçireceği günü önceden bilmesi de kaygıyı azaltabilir. Öğretmeninin kim olduğunu, gün içerisinde neler yapacağını, ne zaman oyun oynayacağını, ne zaman yemek yiyeceğini veya dinleneceğini konuşabiliriz. İlkokula başlayan çocuklar için teneffüslerin nasıl olacağını, zil çaldığında ne yapması gerektiğini anlatmak da yeni düzeni anlamasına yardımcı olacaktır. Çocuk neyle karşılaşacağını bildikçe belirsizlik azalır ve kendisini daha güvende hisseder.
Okul çıkışında ise “Bugün ne yaptın, ne yedin, öğretmenin ne söyledi?” gibi peş peşe sorular sormak yerine çocuğun duygularına alan açabiliriz. “Bugün seni en çok ne mutlu etti?”, “Seni şaşırtan bir şey oldu mu?”, “Bugün seni öfkelendiren bir durum yaşadın mı?” gibi sorularla okulda yaşadıklarını duyguları üzerinden konuşabiliriz. Evde duygu kitapları okumak ve günlük yaşam içerisinde duygular hakkında sohbet etmek de çocuğun yaşadığı deneyimleri anlamlandırmasına ve duygularını ifade etmesine destek olur.
Peki çocuk okula ne kadar sürede uyum sağlar?
Bunun herkes için geçerli tek bir süresi yoktur. Bazı çocuklar birkaç gün içerisinde alışırken bazı çocukların birkaç haftaya daha fazla zamana ihtiyacı olabilir. Özellikle ilk haftalarda ayrılmak istememe, ağlama veya ebeveyne daha fazla yakınlık gösterme görülebilir. Burada takvimden çok çocuğun işlevselliğine bakmak gerekir.
Ancak haftalar geçmesine rağmen yoğun ayrılık kaygısı devam ediyorsa, çocuk okula gitmek istemiyor veya gitmekte ciddi şekilde zorlanıyorsa, sınıf içerisinde kendisini ifade etmekte, arkadaşlarıyla iletişim kurmakta ya da okul sorumluluklarına uyum sağlamakta belirgin güçlük yaşıyorsa bu durumu yalnızca “zamanla alışır” diyerek geçiştirmemek gerekir. Okulun çocuk için yoğun bir kaygı veya korku kaynağı haline geldiği durumlarda bir uzmandan destek almak, çocuğun yaşadığı güçlüğün nedenini anlamak ve ihtiyaç duyduğu desteği belirlemek açısından önemli olabilir.
Her çocuğun alışma süresi ve ihtiyaçları farklıdır. Çocuklarımızı yalnızca okula göndermeyi değil, okulda kendilerini güvende, anlaşılmış ve yeterli hissetmelerini de önemsemeliyiz.
Yeni eğitim-öğretim yılının tüm çocuklarımız için güzel başlangıçlara, yeni keşiflere ve keyifli öğrenme deneyimlerine vesile olmasını diliyorum. Tüm çocuklarımıza ve ailelerimize sağlıklı, huzurlu, mutlu ve başarılı bir eğitim yılı diliyorum.” 
