Bozüyük’ün Osmanlı’nın kuruluşunda çok özel ve önemli bir yeri var; zira Ertuğrulgazi’nin Sancaktarı,çok sevdiği Alplerinden biri olan Kumral Abdal Bozüyük’te bulunuyor.
Osmanlı Devleti her ne kadar Söğüt’te kurulmuş olsa da Bozüyük ile Kuruluş aşamasında gerek Ertuğrulgazi’nin gerekse Osmangazi’nin çok sıkı bağları var.Bu bağları sağlayan da tabi ki Kumral Abdal.
Geçtiğimiz aylarda yaptığımız bir haberde Osmangazi’nin o meşhur rüyasını Kumral Abdal’ın tabir ettiğini ve bu tabire karşılık Osmangazi’nin Kumral Abdal’a dedesinden kalma bir kılıç,gümüş bir maşrapa ve Bozüyük’ün güney kısmını vakfettiğini tarihi kaynaklarla birlikte yazmıştık.
Bu zaviye,yani özel olarak verilen mülk,vakfedilen alan şimdiki İçköy, Kovalıca,Karaağaç,Kandilli ve Bozalan Bölgelerini kapsayan geniş bir alan.Bu mülklerin Kanuni Sultan Süleyman zamanına kadar Kumral Abdal mülkü olarak kaldığı belirtiliyor.
Kumral Abdal’ın Ertuğrulgazi ile birlikte bu topraklara gelmediğini biliyoruz.Ertuğrulgazi ile bu bölgede yolu kesişti ve o bir Selçuklu ereni.Ancak Ertuğrulgazi’nin uç beyi olarak Söğüt’e gelmesiyle Kayı ile entegre olan Kumral Abdal tam bir Osmanlı oldu ve Ertuğrulgazi ona sancağını emanet etti.Bu elbette ki Kumral Baba’ya verilen değerin en net göstergesi.
Kumral Abdal ile ilgili Bozüyüklü Osmanlı Tarihçisi Hüseyin Delil’in hazırlamış olduğu Bozüyük Tarihi Kitabında şu bilgilere rastlıyoruz.
Kumral Abdal (1210-1286) Asıl adı Turgut’tur. Ertuğrul Gazi’ye Sancaktarlık yapmıştır. Şeyh Ede Bâli’nin mürididir. Şeyh Ede Bâli’nin kızı ile Osman Bey’in nikahını kıymıştır. Öldüğü zaman Kovalıca yolu üzerinde bulunan yere gömüldü. Yanında kendisi gibi Horasan erenlerinden yedi kişinin daha mezarı bulunmaktadır. Kumral Baba zaviyesine ilişkin bir Osmanlı belgesinde, aynen şöyle denmektedir.
Arz-ı Bendeleridir ki ,
Sultanönü Sancağında İn-önü Nahiyesinde medfun Kumral Baba zaviyesinin evladiyet ve meşrutiyet üzre zaviyedarları bizler saadet-i kiramdan olup müteveffa ceddimiz Kumral Baba’ya merhum Sultan Osman Han tabe serahu hazretleri I(A)şıklar ve Karaağaç ve ? (Kumral olmalıdır) nam karyeleri vakf etmekle cümle tekalifi örfiye ve avarız-ı divaniyyeden muaf ve müsellem idüb feth-i Hakan’iden bu ana gelince avarız ve nezl-i mütekaidin akçesi talebiyle rencide olunmayub ve tasarrufmuzda avarız icab ider araz yoğ iken bu sene avarız mütekaidin akçesi namıyla akçeleri alınup taciz eylediğün i’lam ve rüayayyı vakf-ı ol vecihle rencide ve taciz olunmamak üzre emr-i şerif ricasına arz-u hal ederler. Defter hane-i Amire’den görüldükde zikr olunan İn-önü nahiyesine tabi Kumral Baba ve Karaağaç karyelerinin halkı zaviye-i mezbure hizmet eyledikleri ecilden bil-cümle Avarız-ı divaniyyeden ve tekalifi örfiyyeden muaf ve müsellem olmak üzre kayd olup mevkufattan görüldükte zirk olunan keremin Karaağaç karyesinin bir hanesi olup I(A)şıklar karyesi zaviyedarı olmağla muaflar olduğu der kenar olunmuştur. Bu suretle kura-i mezkureden mezkur Karaağaç karyesinin bir hanesi olup ve I (A)şıklar karyesinin muaf ve müsellem olmağla hane-i mezbure isabet iden tekalifi eda eylediklerinden sonra tasarruflarında ahiren avarıza dahil tekalif alınmak icab eder. Arazileri olmadıkça hilaf-ı kanunu defter ve bila emr-i humayun tekalif-i örfiye ve şakka ve ziyade ve akçe talebiyle teaddileri vaki ise men ve ref olunmak üzre emri şerif verilmek babında ferman devletlü sultanım hazretlerinindir.
Bu belge Osmangazi tarafından verilen ilk vakfiye belgesi olsa gerek.Zira daha öncesinde bir kişiye bir toprak bağışlanması kaydına rastlanmıyor.Bozüyük’ün tarihsel eşikteki Osmanlı izlerinden ilki olan bu belge biz Bozüyüklüler için oldukça önemli.Çünkü kuruluşun ve kurtuluşun beşiği olan Bozüyük’ün Osmanlıların kuruluşunda ne kadar önemli olduğunu anlamamızı sağlıyor.
Levent Sünal – Gündem11 Gazetesi



