Tohum, bugün, dünyanın ve insanlığın en stratejik ve en yaşamsal 3 konudan birisidir. Tohum, canlılığın, biyoçeşitliliğin ve yaşamın korunmasının temelidir, anasıdır. Tüm dünyada yerel tohumlar ve biyoçeşitlilik üzerinde emperyalist tohum tekellerinin neden olduğu çok büyük tehlikeler söz konusudur. Emperyalist tohum tekelleri yerel tohumculuğun, yerel tohumlarla üretimin ve biyoçeşitliliğin çok önemli bir oranda yok edilmesine neden olmuştur. Yerel tohumlarla binlerce yıldan beri yerel tarımsal üretim yapılmış, tohum çeşitliliği arttırılmış ve biyoçeşitlilik zenginleştirilmiştir. Bu yöntemlerle küçük çiftçiler yaşamını sürdürmüştür. Tüketiciler de sağlıklı, besin değeri yüksek yerel tarımsal ürünlerle beslenmişler ve yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Ancak, emperyalist tohum tekelleri, tohumu ele geçirip daha çok para kazanmak için tohumun genetiği ile oynayıp kısırlaştırmaya ve çiftçileri kendilerine mahkum etmeye yönelik politik, yasal, teknik, idari ve diğer koşulları kendi çıkarları doğrultusunda oluşturmuşlardır.
DÜNYADA NELER OLDU?
Arjantin Genetik Yapısı Değiştirilmiş Soyaya Mahkum Edildi Arjantin’de emperyalist tohum tekellerinin istekleri ve uygulamaları doğrultusunda yerel çeşitlilik ve yerel tarımsal üretim yok edildi. Tek bir ürüne (mono kültür) yani soyaya mahkum edildi. Bundan hem küçük çiftçiler hem de tüketiciler telafisi olanaksız zararlar gördüler. Arjantin, soya dışında kendi tarımsal ürününü ve gıdasını yetiştiremez duruma düştü. Sonuç itibariyle, Arjantin gıda egemenliğini kaybedip, emperyalist tohum tekellerine teslim oldu. Brezilya’da Tarım İlacı Kullanımı Arttı Verim Düştü Brezilya’da yapılan GDO’lu soya tarımı nedeniyle pestisitlere ( tarımsal ilaçlar) gerek duyulmuş olup, pestisit kullanımı artmıştır. GDO’lu soya üretiminde verim düşmüş, GDO’lu soya ihracatında büyük azalmalar olmuştur. Meksika Mısırında GDO Kirliliği 2001’de Meksika Çevre Bakanlığının yapmış olduğu araştırmaya göre, 22 bölgenin 13’nde yetişen yerel mısır çeşitlerinde çevredeki GDO’lu üretim nedeniyle, GDO bulaşması saptandı. Hindistan’da Çiftçilerin İntiharı Emperyalist tohum tekellerinin girişimiyle GDO’lu pamuk yetiştirilmesine mahkum edilen Hintli küçük çiftçilerin borçlanarak ipoteğini ödeyememeleri ve topraklarını kaybetmelerinden dolayı intihara sürüklenmelerine neden olunmuştur. Afrika’ya Zorla “Acil Açlık Yardımı” ABD tarafından Güney Afrika’nın 6 ülkesine açlık yardımı adı altında stok fazlası GDO’lu mısır gönderilmek istenmesi nedeniyle, Zambiya yöneticilerinin itiraz edip, normal gıda talebinde ısrar etmeleri üzerine, ABD’li yetkililer şu yanıtı vermişlerdir: Dilencilerin seçme hakkı olamaz.
TÜRKİYE’DE NELER OLDU VE NELER OLUYOR?
Türkiye’de yerel tohum çeşitliliğinin yok edilmesi, küçük çiftçinin sürekli para verip kısırlaştırılmış sertifikalı tohumlara mahkum edilmesi için yapılan düzenlemeler şunlardır: 2004 yılında “5042 Sayılı Islahatçı Hakları Kanunu” yasalaşmıştır. Bu Yasa ile çok uluslu tohum şirketleri yani emperyalist tohum şirketlerinin istekleri doğrultusunda Türkiye’nin onların pazarı durumuna getirilmesinin koşulları oluşturuldu. Tohum tekelleri, bu düzenleme ile Türkiye’deki küçük çiftçilerin kullandığı yerli tohumları alıp, patent ve fikri mülkiyet haklarına sahip olmayı amaçlamışlar ve tekel hakları güvence altına alınmıştır. Ekim 2006 tarihinde 5553 Sayılı “Tohumculuk Kanunu” çıkartılmıştır. Bu Yasa ile küçük çiftçilerin kendi yerel tohumlarını satmaları yasaklanmıştır. Eğer, satmaya kalkarlarsa para cezasına çarptırılmalarına ilişkin hüküm getirilmiştir. Türkiye, 18 Kasım 2007 tarihinde “Uluslararası Yeni Çeşitleri Koruma Birliği’ne (UPOV)” üye olmuştur. Bu üyelik ile emperyalist tohum şirketlerine tohumlar üzerinde endüstriyel patent ve tekel hakları tanınmış oldu. 3 Nisan 2012 tarihinde “Tohumculuk Hizmetlerinde Yetki Devri Yönetmeliği” çıkartılmıştır. Bu Yönetmelik ile piyasanın denetim yetkisi “Türkiye Tohumculuk Birliği”ne, dolayısıyla çok uluslu şirketlere ve onların yerli ortaklarına devredilmiştir. 2013 yılında Büyükşehir Belediyeleri Kanunu’nda yapılan değişiklik ile büyükşehir statüsü verilen illerde köy tüzel kişilikleri kaldırılarak köylülüğün ve küçük çiftçiliğin bitirilmesine neden olunmuş olup, emperyalist tohum tekellerinin lehine olanak sağlanmıştır. 19 Ekim 2018 tarihli Resmi Gazete’de “Yerel Çeşitlerin Kayıt Altına Alınması, Üretilmesi Ve Pazarlamasına Dair Yönetmelik” yayınlanmıştır. Yönetmelik ile yerel çeşitlerin yok edilmesine ilişkin son darbe vurularak, emperyalist tohum tekellerinin kısır tohumlarının desteklenmesine olanak sağlanmıştır. Türkiye’de yerel tohum çeşitliliğinin yok edilmesi ve küçük çiftçilerin sürekli para vererek kısırlaştırılmış sertifikalı tohumlara mahkûm edilmesi için yapılan yasal düzenlemeler karşılanması olanaksız zararlara ve sonuçlara neden olmuştur. Irak, ABD tarafından işgal edilir edilmez, Ebu Garip Tohum Merkezi vuruldu. 24 Nisan 2004 tarihinde Irak Koalisyonu Geçici Yönetimi denilen, gerçekte ise Amerika önderliğindeki işgal kuvvetlerinin komutanı olan Paul Bremer, önüne getirilen 81 nolu emri imzaladı. Bu emir, ABD’li uzmanların hazırladığı bir metin olan “patent, endüstriyel tasarım, gizli enformasyon, entegre devreler ve bitki çeşitleri ile ilgili Kanun” adıyla anılacaktır. Koalisyon Geçici Yönetiminde Irak Tarım Bakanlığına yardımcı olarak yönetmek üzere atanan Amstutz zaten ABD’li tohum tekeli Cargill’in adamıydı. İşgal süresince çiftçilere Cargill ve Monsanto’nun GDO’lu tohumları dayatıldı. Iraklı çiftçilerin on bin yıllık yerli tohumları ellerinden alındı. ABD Afganistan’ı işgal etti ve aynısını yaptı. Hibrit tohum Afgan tarımını yok etti. Irak ya da Afgan çiftçileri kendi eski ve yerel tohumlarına dönecek olursa hem hapis hem de para cezası verilmektedir. Yerli-yerel tohumların çiftçiler tarafından satışını yasaklayan, yerel çeşitlerin yok edilmesine yönelik olarak T.B.M. Meclisinde Ekim 2006’da kabul edilen 5553 sayılı Tohumculuk Kanununu ve tohumculuk ile ilgili diğer yasal düzenlemerin sonuçları Irak ve Afganistan’daki uygulamalara çok benzemektedir.
Yerel tohumculukla ilgili yerel yasal düzenlemelerin uygulanmasında ülkemizde şu sonuçlara neden olundu:
• Çiftçiler sertifikalı kısır tohumları satın almaya mahkûm edildi. • Çiftçilerin tohum hakları ellerinde alındı. • Yerel tohumculuğun geliştirilmesine değil, yok edilmesine ilişkin her şey yapıldı ve yapılmaya devam edilmektedir. • Tohum ithalatını desteklemek için gümrük vergileri azaltıldı. • Sertifikalı kısır tohumlara mahkûm edilen köyler boşaldı. Küçük çiftçiler kentlere göç etmek zorunda kaldı. • Tohumda ithalat ve dışa bağımlılık arttı ve artmaya devam etmektedir. • Sertifikalı tohum üretiminde, ithalatında ve ihracatında uluslararası emperyalist tohum tekellerinin ağırlıkları ve egemenlikleri giderek artmaktadır. • Tarımda kimyasal gübre ve ilaç kullanımı artarak, çiftçilere gereksiz giderler yüklenmiş ve çiftçinin üretim maliyetleri artmıştır. • Ekolojiye uygun olmadığı için ithal ve yabancı tohumlar ile yapılan tarımsal üretimde verim %70’lere kadar düşmüş ve üretimde kayıplar yaşanmıştır. • İthal ve yabancı tohumlar ile kimyasal gübre ve tarım ilacı kullanarak yapılan tarımsal üretimden elde edilen tarımsal ürünlerin lezzetinin ve besin değerinin düşük ve sağlıksız olmasına neden olunmuştur. • Tarım ilacı ve kimyasal gübre kullanımına dayalı bir tarım sistemi olan endüstriyel tarım yaygınlaşmıştır. Toprakların, suların ve ürünlerin kirlenmesine neden olunmuştur. • Tarım ilacı ve kimyasal gübre kullanımı küresel ısınmaya ve küresel iklim değişikliğine neden olmaktadır. Türkiye’de uluslararası emperyalist tohum tekellerinin mısır, şeker pancarı ve ayçiçeğindeki Pazar payları yüzde 90 dolayındadır. Türkiye’de mısır tohumunun yüzde 90’ını, yağlık ayçiçeği tohumunun yüzde 80’ini uluslararası tohum tekelleri üretmektedir. Türkiye, sebze tohumu gereksinmesinin yüzde 50’sini ithal etmektedir. Türkiye’nin 2002 yılı ile 2018 yılları arasında hem tohum ihracatında hem de tohum ithalatında büyük artışlar olmuştur. Örnek vermek gerekirse; 2002 yılında 29.849 ton dolayındaki tohum ihracatı 2017 yılında 95.119 tona çıkmıştır. Tohum ithalatı ise, 2002 yılında 199.132 tondan 818.000 tona çıkmıştır. Tohum ihracatından 2002 yılında 35.066.452 dolar elde edilirken, aynı yıl tohum ithalatına 82.620.164 dolar ödenmiştir. Oysa, 2017 yılında ise, tohum ihracatından elde edilen gelir 208.952.826 dolar iken aynı yıl tohum ithalatına ödenen bedel ise 625.590.743 dolar olmuştur. Görülmektedir ki, tohum ithalatı miktarı ile tohum ithalatına ödenen bedel tutarı yüksek miktarlarda olup, giderek artış göstermektedir. Türkiye’de faaliyet gösteren Monsanto ( Bayer ile birleşti), Syngenta, Dow ve Dupont ( Dow ve Dupont birleşerek Dowdupont adını aldı) şirketleri dünyanın en büyük emperyalist tohum ve tarım ilacı firmalarıdır. Bu uluslararası emperyalist şirketler Türkiye’de sertifikalı ve kısır tohum üretimi, ithalatı ve ihracatı yapmaktadırlar. Monsanto, 1997 yılında Türkiye’ye giriş yaptı. Bursa’da Mustafa Kemal Paşa’da yer alan mısır tohum fabrikalarında üretimini yaptığı mısır tohumlarının bir çoğunun ihracatını da yapmaktadır. Syngenta adlı şirket 1986 yılında Türkiye tohum pazarında yer almıştır. Tarla bitkileri ve sebze tohumculuğu yapmaktadır. Türkiye’de mısır ve ayçiçeği tohumu üreten şirket bu iki tohumda egemen durumdadır. Hem yerli tohum talebini karşılıyor hem de ihracat yapıyorlar. Bu şirketin tesisleri Muradiye’de yer almaktadır. Şirket, ayrıca, tarımsal ilaçlar üretmektedir. Türkiye’de çok uzun yıllardan beri Dupont emperyalist tohum ve tarımsal ilaç şirketidir. Şirket, ayrıca, insan ve hayvanlar için ilaç ve hayvan besinleri de üretiyor. Dow adlı şirket, aynı şekilde uzun yıllardan beri Türkiye’de faaliyet gösteriyor. Kimyasal tarım ilaçları üretiyor. Bu dört şirket, ayrıca, dünyanın en büyük GDO şirketi olup, GDO Mahşerinin Dört Atlısı ( Ölüm Tohumları Kitabı) olarak adlandırılmışlardır.
