Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof.Dr. Yılmaz Büyükerşen Bilecik’te konuştu. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bilecik Belediye Başkan adayı Melek Mızrak Subaşı’nın proje tanıtım toplantısına katılan Büyükerşen,kürsüye gelerek konuşma yaptı.Konuşmasında Bilecik’te Üniversitenin temellerinin atılmasında büyük emeği olduğunu belirten Yılmaz hoca, yapılacak seçimlerde neden aday olmadığını vurgulayarak, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ayşe Ünlüce’nin adaylığının nasıl geliştiğini aktardı ve seçimi de kazanacağını kaydetti.
Bilecik’in şanslı olduğunu söyleyen Büyükerşen, Melek Mızrak Subaşı’dan da övgü ile bahsetti ve Bileciklilerin destek vermesini istedi.Kadınların yaptıkları her işte başarılı olduklarını aktaran Yılmaz Büyükerşen, Atatürk’ten de vurgular yaptı.
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof.Dr. Yılmaz Büyükerşen konuşmasının tamamında şu sözlere yer verdi:
“Sizlere Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak son günlerini belediye başkanı olarak geçirmekte olan bir hocamız olarak hocanız diyorum, çünkü ben Bileciklilerin de hocası sayılırım.
“ÜNİVERSİTENİN İLK TEMELİNİ ATANLARDAN BİRİSİYİM”
Çünkü Bilecik’teki Üniversitenin ilk kurucularından, ilk temelini atanlardan birisiyim. Ayrıca Üniversitenin bugün birbirinden güzel, birbirinden verimli gençleri yetiştiren bir Üniversite olması nedeniyle de ayrıca mutluluk ve sevinç duyuyorum. Bilecik bu Şehir, bu kadim topraklar koskoca bir İmparatorluğun doğduğu ve beş kıtaya yayıldığı bir topraklar. Keza Kurtuluş Savaşı sırasında da yapılan beş muharebeden başlangıç muharebelerinin buralarda geçtiğini de bu vesileyle sizlere hatırlatmak isterim. Kahramanlar şehri dense böyle bir rakam ilave edilse çok da yerinde olur. Bilecik, Söğüt gibi bir İmparatorluğun, bir çınar ağacının köklerini toprağa salıp büyüdüğü, dal budak saldığı ve kıtalar arası yayıldığı bir ağacın olduğu bir şehirdir. Bakmayınız sizin yolunuzu değiştiren, Destinasyonunuzu bozarak çok önemli bir geçiş noktası olmanızı da eğer, partizan amaçlarla yaptılarsa yapanlara yazıklar olsun diyorum. Aslında Bilecik’in yolunu değiştirenler, Bilecik’in yollarının değişmesine imkan ve fırsat verenler bizzat çalışanlar Türkiye’deki yol yapmak değil, yolsuzlukların kahramanlarıdır. Bilecikliler, ben aşağı yukarı yirmi beş sene dile kolay tam bir çeyrek asır, sağcı zihniyetin ve sağcı politikaların ağırlık olduğu bir şehirde bin dokuz yüz doksan dokuz yılında rahmetli Ecevit’in benim emekliliğimden yararlanarak emekliliğimi de fırsat bilerek Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olmak, diğer bir deyişle benim hiç sevemediğim, siyasetin içerisine sokan, o Allah rahmet eylesin, büyük parti liderimizin ricasını kıramadım. Bana yıllar Beri yani geçmiş dönemlerde Akademi Başkanlığı, Üniversite kuruculuğu gibi kırk yıla varan bir eğitimcilik sürem vardır. Bu eğitimcilik süresi içerisinde hep öğrenci yetiştirdik. Siyaset tekliflerinin, Milletvekilliği veya Senatörlükte senato vardı bir zaman biliyorsunuz, tekliflerini hep ben sizin parlamentoda yaptığınız hizmetlerden daha fazlasını yaptığıma inanıyorum. İster inanın, ister inanmayın. Ben gençleri yetiştiriyorum diye kendimi siyasetin dışında tutardım.
Kader cilvesini yaptı ve ben bin dokuz yüz doksan dokuzda Büyükşehir Belediye Başkanı oldum. Bir sağ oyun hakimiyeti altında olan bir şehirden üç belediye alarak iki büyük ilçe ve kırsal ilçelerden de bazılarıyla birlikte büyük bir patlama yapacak şekilde oy patlaması yapacak seçimle seçildik. Şimdi sizleri kutluyorum, neden kutluyorum?
“KENDİSİ GİBİ GÜZEL BİR BİLECİK YARATMAKTA MAHİR OLACAK”
Bir kere Melek Mızrak, Subaşı gibi bir Belediye Başkanını aday gösteriyorsunuz. Şanslısınız böyle bir başkana, zerafeti, insanlığı, anneliği… Bilecik’i gerçekten yeniden o ihtişamlı imparatorlukların, ihtişamlı dönemlerindeki hale getirebilecek bir mimar, bir hanımefendi, inanıyorum ki Belediyeciliğini en güzel şeylerini yapmak için Bilecik’te kendisi gibi güzel bir Bilecik yaratmakta en mahir olacaktır. Bunu niye söylüyorum? Ben yirmi beş yıl direkt olan çeyrek asırlık belediye başkanlığım sürecinin dışında da daha önceki dönemler kırk yıl kadar süren de eğitimciliğim süresince bir şeye inandım. Yaptığım bütün görevlerde gördüm ki, hanımların olduğu görevler, hanımların başında bulunduğu görevler daima biz erkeklerden itiraz ediyorum bunu ne olur hemcinslerim kızmasın bana. Çünkü onlar biliyorum ki onların anneleri de son derece kutsal hizmetlerle bu ülkede sizleri, bizleri doğurup, bizleri güzel yerlere getirme imkanı veren ilk öğretmenliklerini bize yapan, konuşmayı, ahlakı her şeyi bize öğreten annelerimizin kıymetini her zaman bilemeyebiliyoruz. Kadınlarımız hep başarılı oldu. Görevdeki liyakatleri, görevdeki ciddiyetleri, görevlerindeki sorumluluk, görevlerindeki hep en iyiyi yapma istekleri ön plana çıkmıştır kadınlarımızın…
“KADIN ADAY VAR MI DEDİ, VAR DEDİM”
Buna kendi ismim kadar inanıyorum. Nitekim benim artık siyasetten ve kamu hizmetinden vazgeçme kararını verdiğim bir dönemde çok yakın bir dönemde genel başkanım sordu hocam tekrar aday olmak istiyormusun, usulen müracaat ettirdik sana. Ama sen illa ısrar ediyorsun ki geçen dönem olmayacağım demiştin. Halkın ve partinin ısrarıyla oldun. Bu sefer ayrılmakta ısrarlın peki yerine kim var? Dedim var, arkadaşlarım var. Kadın aday var mı dedi, var dedim. Çok da sevinerek sordu bu soruyu. Çünkü benim de kafamda Eskişehir’de yerini hizmetlerini, prensiplerini, ilkelerini ve bütün projelerini devam ettirecek birisi var mı yanında yetişmiş? Bir yargıçlıktan gelmiş bir hukukçu, bir hanımefendi, aslında bir köy çocuğu. Ama köylülükten okumuş, hukuk bitirmiş ve hukuk fakültesini bitirince Adalet Bakanlığına müracaat ettiğinde onun hukuk bilgisini gören jüri doğrudan doğruya kendisini Ceza Hakimliğine tayin etmiş, eşi de savcıydı, çok başarılı, çok adalet yönü ağırlıklı, vicdanı olan bir hanımefendiydi.
“BİR ELMANIN YARISI KADINLAR, YARISI DA ERKEKLER”
Avukatlık hizmetlerini başlangıçta Belediye’nin avukatlık hizmetlerini yürüttü. Daha sonra benim genel sekreterliğimi yaptı. Altı, yedi senedir de Belediyeciliğin ne olduğunu gördü. Avukat Ayşe Yüce benim genel sekreterim. Ne olur kızmasınlar, bu yaşa gelmiş bir hoca olarak kadınlar ve erkekler bir elmanın yarısıdır, yarısı kadınlar, yarısı erkekler. İkisini birleştirirseniz o bütün elma orta yere çıkar, fevkalade önemlidir. Sakın bazı erkeklerin, bazı iki ayaklı canavarların Kadınlarımıza yaptığı eziyet, kadınlarımıza kullandığı kaba kuvvet, kadınlarımıza karşı silah kullanmalarını affetmeyiniz ve ben de affetmiyorum. Kadınlar, annelerimiz demektir.
“PARTİMİ DE ELEŞTİRİYORUM”
En son Eskişehir’de bir hafta önce annelerimize ve kadınlarımıza saygı ve şükranla çok güzel bir anıt yaparak sevgimizi beyan ettik. O kadar güzel anıt ki Büyükşehir Belediyesinin anıtıdır. Gerçekten Annelerimizi ve kadınlarımıza minnet borçlu olduğumuzu hatırlamalıyız. Ve inanıyorum ki kadınlarımız da siyasette artık ağırlıklarını orta yere koymaları, halka göstermeleri lazım. Şimdiye kadar ben kendi partimi de eleştiriyorum. Sevgili vekilim ve kızmasın, çünkü kadın kotaları yaparız kadınlarımız, Cumhuriyetçi kadınlarımız bile itibar etmez, erkeklerle doldururuz ondan sonra o kontenjanları… Genç kotası yaparız, gençlik delegeleri malum delegeleri doldururuz. Yani yanlış kelime kullanmış olmayayım, delegeliği müstesna olarak söylemiyorum. Yani sistemin içerisinde siyaset yapanlar olarak söylüyorum. Şimdi dolayısıyla Ayşegül Ünlüce’yi Eskişehir’e Büyükşehir Belediye başkanı olarak partime tavsiye ettim.
“BAŞKANLIK BİR GÜN BİTER,HOCALIK DEVAM EDİYOR”
Genel başkanımız ve partimiz yönetimi de olduğu gibi kabul etti. Çok ümitliyim göreceksiniz, Başkanım Türkiye’de eğer Cumhuriyet Halk Partisi’nden bir Cumhuriyetçi kadının, Cumhuriyet Halk Partisi Büyükşehir Belediye başkanı olursa sandalye artık kadınların olacak, Devletin bütün kademelerinde görev alma cesareti gelecektir. Aynı sizlerin Melek Mızrak Subaşı’nı seçeceğiniz gibi bunlar yeni olacak. Bizim yeni şehrimiz olacak, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeni görüntüsü olacak. O bakımdan sizlere Eskişehir’de benim Ayşe’yi emanet ettiğim gibi bir vatandaşınız, bir hocanız olarak, hocanız olarak diyorum. Başkanınız kelimesini kullanmıyorum. Bana sorarlar başkan mı diyelim, Hoca mı diyelim? Derim ki hoca deyin. Başkanlık bir gün biter, nitekim bitiyor. Ama hocalığı kimse üzerimden alamaz.
“EMEKLİLERİN DERDİNE KADINLAR VE GENÇLER ÇARE BULACAK”
Onun için Eskişehir’de olduğu gibi burada da ben vatandaşınız, yurttaşınız olarak, Eskişehir’de oturup Eskişehirli hemşehriniz olsam bile Melek Mızrak Subaşı’nı burada sizlere emanet ediyorum. Öğrencilerim de var aranızda. Gençler ve kadınlar devletin yönetiminde görev aldıkça bugünkü çekilen sıkıntılar kısa sürede tedavi edilecektir diye bir inancımız var bizim. Bu inancımda samimi olduğunuzu bilmek isterim. Kadınlar ve gençler emeklilerin derdine siz çare bulacaksınız. Bu ekonomik krizde geçinme şart. Asgari ücret altında ücret alanlara siz yardımcı olacaksınız. Sizler ülkedeki adaletsizliğe, hukuksuzluklara dur diyeceksiniz. Sizler ağırlığınızı ortaya koydukça Türkiye’nin Orta Doğu’da ve tüm dünyadaki ağırlığı daha da artacaktır, saygınlığı çok daha artacaktır.
“ATATÜRK’ÜN CUMHURİYETİ NASIL KURDUĞUNU HATIRLAYIN”
Ekonomik gücün kalkınması, teknolojisi ve hedefleri Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının nasıl bu memleketi kurtardılar ise, Ordusuz bir ülkede ordu kurup askerine ayağına çorap giydirmek için vatandaşından, vatandaşın köylünün ayağındaki çorabı alıp yıkatarak kullanan bir Mustafa Kemal Atatürk düşmanları ve Türkiye’yi parçalamak isteyenlerin, sonra da yepyeni bir devleti, yepyeni bir cumhuriyeti kuruşunu hatırlayınız. Bunları çok kısa süre içerisinde yapmıştır. Yirmi yıla neler sığdırmıştır düşünün. Şöyle bir gözünüzün önüne getirin. Onun ilkeleri demek geleceğinin ilkeleri demektir, onun ilkeleri çocuklarımıza refahı sağlayacak. Çocuklarınıza yaşadıkları ülkeden memnuniyet duyduklarını ifade edecek gurur duyacak ilkelerdir.
“OY VERMEZSENİZ HAKLARI HELAL OLMAZ”
Ben iftar vakti de yaklaştığı için daha fazla konuşmak istemiyorum. Ama, Allah yukarıda hepimizin büyük inancı, bizi yaratan güç eğer Eskişehir’de Ayşe Özlüce, Bilecik’te de Melek Subaşı’na oylarınızı vermezseniz Allah’ın da ve sizin üzerinde emeği olanların da hakları da size helal olmaz. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum”

