Aynı özlemi ve hüznü yaşıyoruz
Bugün 10 Kasım, Ulu Önder Atatürk’ün 85’nci Ölüm Yıldönümü.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü özlem ve sevgi ile andığımız bu günde arşivimizdeki eksi gazeteleri tarayarak Atatürk’ün 9’uncu Ölüm Yıldönümünde Bozüyük Gazetesi’nde çıkan haberi sizlerle paylaşmak istedik.
Aynı günü yaşıyoruz ama 76 yıl önceye mercek tuttuğumuzda aynı matemi, aynı hüznü ve aynı özlemi o yıllarda hissedenlerin hislerine tekrar tercüman oluyoruz.
İşte 10 Kasım 1947 Pazartesi günü basılan ve “Milli Matem Günümüz” manşeti ile çıkan tarihi gazetemizde çıkan haber;
“İki nadide koyu mavi gözlerinin membai olan engin ruhunun derinliklerinde, Türklüğün menşei söyle tecelli ediyordu; Bir gün Çankaya’nın mütevazi balkonunda altın saçlarını okşayan güneşi seyrederken eşşiz kahraman önündeki kağıda kırmızı kalemle şunları yazıyordu:
Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ummadığı bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne olmuştur. Bu sahne en aşağı 7 bin senelik bir Türk beşiğidir. Bu beşik tabiatın rüzgârlar ile sallandı. Beşiğin içindeki çocuk tabiatin yağmurlar ile yıkandı. Şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvelâ korkar gibi oldu, Sonra onlara alıştı, onları tabiatın babası tanıdı, onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu. Şimşek, yıldırım, güneş oldu, Türk oldu. Türk budur; yıldırımdır, kasırgadir dünyayı aydınlatan güneştir.
Onun engin ruhunda beliren Türklük onu unutmadi, unutmayacak ve unutamazda…..
Tarihin ve taliin fena cilvelerine saplanıp kalan Anadolu ızdırap ve sefalet içinde Atatürk’ü bekliyordu. Ondan sonra bütün Anadolu bir alev denizi haline gelerek dünya tarihinin yazmadıgı ve bir daha yazamıyacağı doğurdu. Anadolunun köhne ve alçak köy izbelerinden azim ve irade ile yuğrulmuş halim ve korkunç insanlar belirmeğe basladı. Gıdasını ihtiyar ninelerin göz yaşlarından ihtiyar dedelerin dualarından, genç gelinlerin fiğanlarından alarak beslendi. İhtilâl bitiyor, inkilap başlıyordu. Yekdiğerini kovalayan inkilâplar Anadolunun çehresini kıyafetini her şeyini değiştirdi. Dedelerinden tevarüs suretile gelen Asil ve Necip bahadır Türk nesli yetişmeğe başladı.. 7 iklim kralları bu ihtilâlin, bu kudsal kervanın başbuğunu görmek için Anadoluya koştular.
Bundan sonra o mubarek insan ve eşsiz kahraman dünyaya şunu haykırıyordu… (Asla hiç şüphem yokturki Türklüğün unutulmuş yüksek medeniyet vasfı ve insanlık karakteri bir gün gelecek medeniyet ufkunda bir güneş gibi parlıyacaktır. Ve hiç şüphem yokturki dünyanın alevli ve felâketli demlerinde Türk Milleti kendisine düşen vazifeyi yapacak, dünyanin sükûn ve huzuru için büyük amil olacaktır.)
Aziz Ata’nın söylemiş olduğu bu sözler bu gün dünyada inkâr edilmez bir hakikat halindedir. Onun uzağı görüşleri hepimizin içinde nesilden nesile emanet suretile gidecek ve dünya durdukça bu unutulmayacaktır.”

