Bugünlerde sosyal medyada hızla yayılan ve trend olan 80’ler akımıyla herkes 1980’li yılların ortamını gerek yapay zeka ile gerekse reel resimlerle canlandırmaya çalışıyor ve o günleri hatırlamaya çalışıyor.
1980’li yıllarda gençlik çağımızı Bozüyük’te yaşamış bizler o günleri tabi çok özledik. Geçmişle ilgili sürekli haberler yapıyoruz aslında.Bozüyük’ün beş yüz yıl,hatta daha öncesi yüzyılları ile ilgili elimizdeki belge ,bilgi ve arşiv fotoğrafları ile ilgili anlatımlarda bulunduk.80’lerle ilgili de birçok şey yazmıştık.
Madem trend oldu anılarımızı bir kez daha yad edelim.Belki bu vesile ile gençlerimizi ve akranlarımızı da biraz geçmişe götürmüş oluruz.
1980’li yılların en unutulmaz anı elbette ki 12 Eylül 1980 askeri darbesiydi.Bir Cuma günü sabah kalktığımızda askerlerin ana cadde boyunca aralıklarla dizilip sokağa çıkanları alıp götürdükleri o gün en acı hatıramız oldu.
Ancak biz burada tatlı,unutulmaz,yaşanmış ve en güzel hatıralarımızdan bahsetmek istiyoruz.
80’li yıllara damgasını vuran en önemli mekan elbette Flamingo Parkıydı.O zamanki adıyla Çitosan Seramik Fabrikasının karşısında Belediyeye ait su pompalarının olduğu geniş bahçe parka çevrilmişti.O dönemde gençlerin sote diye tabir edilen şehir merkezinden biraz uzaktaki bu park buluşma yeri olmuş ve adını o yıllarda TRT 1 ekranlarında yayınlanan Amerikan Dizisi Flamingo Yolu’ndan almıştı.Aslında gençlerin kızlı erkekli birbirlerini süzerek yaz akşamları ve akşam üstleri,en güzel giysilerini giyerek volta attığı Seramik Fabrikası önündeki caddeye Flamingo Yolu denmişti.Parka da bu yolun kenarında olduğu için ve Belediye tarafından resmi bir isim verilmediği için Flamingo Parkı dendi.

Bu park ile ilgili 80’li yıllardan kalma elimizde resimler var ve onları altta yayınladık. Tabi o parkın ilk halini biz orta yaşlılar çok özlüyoruz.Park yerinde duruyor durmasına ama eski özelliği ve güzelliği elbette yok.
80’lerin Bozüyük’ünün nüfusu 35 bin ile 45 bin arasında değişti.En hızlı nüfus artışı ise bu on yıl içinde oldu.Zira Bozüyük’te Eczacıbaşı,Demirdöküm,Demirer Kablo,Eti gibi büyük fabrikaların kurulması hızlı nüfus artışını da beraberinde getirdi.Bu on yıl içinde Çotuk’da bir mahalle kuruldu,Yeşilkent Mahallesi oluştu,toplu konutlar çoğalmaya başladı,Bozüyük orta ölçekli bir ilçe havasından büyük bir kent havasına bürünmeye başladı.
Tabi sosyolojik ve kentsel gelişmelerden çok yaşanmışlıklar,var olan güzellikler ve resimlerde kalan anıları anlatmak daha güzel olacak.

Öncelikle otogardan başlayalım; şimdiki Belediye Binamızın olduğu yerde eskilerin Tahıl Meydanı olarak adlandırdıkları alanda ilkel bir otogarımız vardı.İçinde Kahvehane,Yazıhane ve Lokantanın bulunduğu beton zemini oldukça bozuk olan bu alanı yıllarca otogar niyetine kullandık ama güzeldi;orada hepimizin uğurlanmışlıkları,karşılanarak hasret gidermişlikleri var.
80’li yıllarda Bozüyük ilk Belediye Otobüsleri ile tanıştı.Mercedes 0302 marka kırmızı iki adet Belediye Otobüsü alındığında Bozüyük’ün sevinci tarifsizdi.Bir ay boyunca Bozüyüklüler bu otobüslere ücretsiz bindi.Bizler de çocuk olarak koca gün bu otobüslerle oradan oraya yolculuk yaptığımız oldu.
Günümüzde tabi Kokoreççiler Çarşısı var ve insanlarımız oraya yoğun olarak gidiyor.1980’li yıllarda Kokoreç satan yoktu ancak Kasımpaşa Camii karşısındaki geniş meydanda (O zamanlar Belediye İş Hanı yoktu) ve Kümbetin etrafındaki seyyar köfte arabalarında gecenin geç saatlerinde özellikle merhum İsmail Söğüt amcamızın köftesini ve bifteğini tatmayan yoktu.Lezzeti hala damağımızdadır.

Biraz da mahalle düğünlerinden bahsedelim.O yıllarda yaz akşamları geceleri mahallelerin sokaklarında düğünler yapılır,Bozüyük’ün bekar gençleri mahalle mahalle,düğün düğün gezer genç kızları uzaktan süzerdi.Flamingo Yolu dışında bu düğünlerde de bakışmalarla arkadaşlıklar,flörtler kurulurdu.Hali vakti yerinde olanlar Seramik Fabrikası Yemekhanesinde düğünlerini yapar,orta halliler eski Site Binasının bodrum katındaki düğün salonunda düğünlerini yapardı.Düğünler çok güzel olsa da içeriyi kaplayan sigara dumanını da anlatmamak olmaz.
1980’lerin en tatlı yanlarından biri de Bozüyük Lisesi Yolunda akşam üstü liseden çıkan ve Tekke Mahalle’den aşağı doğru inen güzel liseli kızlara bakmaktı.Bu yolda da flörtlerin başladığı söylenebilir.
Eski Hal Meydanındaki açık pazarı unutmak ne mümkün? Pazarın kurulmadığı günlerde biz Yeni Mahallenin çocukları bu alanda top oynardık,Hal Camii önündeki bozuk beton yolda bilyalı araba denilen tahtadan yaptığımız arabaları aşağı doğru kaydırmaya çalışırdık.Kışın soğuk ve karlı günlerinin gecelerinde eski Dispanserin oradan başlayarak Atatürk İlkokulu’na kadar kızak kaydığımızı da hemen hatırlayalım.

Anlatacak o kadar çok şey var ki;hepsini buraya yazmaya kalksak destan gibi bir yazı olur.Toparlayacak olursak geçtiğimiz günlerde Seksenler Dizisinde Ergun Plak olarak tanınan dizi oyuncusu Serhat Kılıç’ın vefatıyla birlikte 80’ler gündeme geldi ve bir akım oluştu.Tabi biz 80’li yılları biraz çocukluk,biraz gençlik dönemleri olarak yaşamış nesil olarak çok özlüyoruz.Belki imkanlar çok kısıtlıydı.internet yoktu,Sosyal Medya yoktu,Televizyon kanalları yoktu.Bilgisayarlar ve cep telefonları yoktu.Ama mektupla yada çevirmeli ilkel telefonlarla gayet de güzel haberleşilirdi.Dostluklar,komşuluklar,arkadaşlıklar daha güzeldi,samimiydi.Riya yoktu,gösteriş yoktu,doyumsuzluk yoktu.Keşke her şey bu güzellikte kalabilseydi.
Levent Sünal – Gündem11 Gazetesi




