1. Haberler
  2. Manşet Haberleri
  3. Çocuk Gelişim Uzmanı Didem Taşkıran anlattı…

Çocuk Gelişim Uzmanı Didem Taşkıran anlattı…

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Okul öncesi döneme kadar inen akran zorbalığının giderek yaygınlaşmasına karşı Çocuk Gelişim Uzmanı Didem Taşkıran’dan hayati uyarılar geldi.

Taşkıran, zorbalığın sadece bireysel bir sorun olmadığını, aile içi tutumların ve okul sisteminin bir yansıması olduğunu vurguladı.

Uzman Taşkıran, “Zorbalık davranışı gösteren çocuklara yalnızca “yaramaz” ya da “problemli” etiketiyle yaklaşmak, sorunu çözmek yerine derinleştirir” ifadelerini kullandığı açıklamasında şu sözlere yer verdi:

“Vurmak Şiddettir, Zorbalık İse Sistematiktir”
“Günümüzde okul öncesi döneme kadar inen ve giderek yaygınlaşan “akran zorbalığı”, artık görmezden gelinemeyecek bir sorun. Öncelikle zorbalığı tanımlamak isterim. Halk arasında “vurmanın” zorbalık olarak tanımlanmasıyla sık karşılaşmaktayım. Vurmak zorbalık değil, bir şiddettir. Saldırganlık, şiddet ve zorbalık tanımlarını doğru ayırt etmek, soruna doğru yaklaşmanın ilk adımıdır. Zorbalık; sürekli tekrar eden, zarar verme niyeti taşıyan, kasıtlı olarak gerçekleştirilen ve zorba ile mağdur arasında belirgin bir güç dengesizliğine dayanan sistematik bir davranış biçimidir.

Zorbalık davranışı gösteren çocuklara yalnızca “yaramaz” ya da “problemli” etiketiyle yaklaşmak, sorunu çözmek yerine derinleştirir. Bu çocukların çoğunda duygu regülasyonu becerilerinin zayıf olduğu ve empati kurmakta zorlandıkları görülür. Bu nedenle asıl ihtiyaçları dışlanmak değil, anlaşılmak ve doğru şekilde yönlendirilmektir. Okul içinde “zorba” olarak etiketlemek yerine “zorbalık yapan” ifadesini kullanmak, çocuğu davranışından ayırabilmek açısından çok daha sağlıklı bir yaklaşımdır. Unutulmamalıdır ki, zorbalık yapan çocuklar da çoğu zaman kendi içinde baş etmekte zorlandığı duygularla mücadele etmektedir. Bu yüzden onları sistemin dışına itmek yerine, sınıfın içine yeniden kazandırmayı hedefleyen çalışmalar çok daha kalıcı sonuçlar doğurur.

Evde Kurulan İlişkiler, Okuldaki Davranışları Belirliyor
Zorbalık yapan çocuklara biraz daha yakından bakalım. Bir çocuğun dış dünyaya yönelttiği zorba davranışlar, çoğu zaman evde deneyimlediği ilişki biçimlerinin bir yansımasıdır. Otoriter ebeveyn tutumunun baskın olduğu, çocuğun kendini güçsüz hissettiği ya da duygusal ihtiyaçlarının yeterince karşılanmadığı ortamlarda büyüyen çocuklar, bu duygularını dış dünyada güç kurarak telafi etmeye çalışabilir. Bu çocuklarda saldırganlık eğiliminin daha yüksek olduğu, diğer insanları daha kolay tehdit olarak algıladıkları görülür. Zorbalık davranışının temelinde ise çoğu zaman zarar verme isteğinden çok, güç kazanma ve bu güç üzerinden kabul görme çabası yatar.

Akran zorbalığının diğer tarafında ise çoğu zaman daha sessiz kalan çocuklar vardır. Mağdur olarak tanımlanan bu çocukların; özgüvenlerinin daha düşük, çekingen, arkadaşlık ilişkilerinde zorlanan ve kendini ifade etmekte güçlük yaşayan bir yapıya sahip olduğu görülür. Talepte bulunmakta ve kendini savunmakta zorlanmaları, onları zorbalık karşısında daha savunmasız hale getirir. Zorbalık yapan çocuk için güç kurmak önemli olduğundan, bu özelliklere sahip çocuklar daha kolay hedef haline gelir.

Bu noktada ebeveyn tutumları da önemli bir rol oynar. Aşırı koruyucu, kaygılı ve müdahaleci ebeveyn yaklaşımı; çocuğun kendi başına problem çözme becerisini geliştirmesini zorlaştırabilir. Sürekli yönlendirilen, yerine karar verilen ya da her adımı kontrol edilen çocuklar, dış dünyada karşılaştıkları zorluklarla baş etmekte daha fazla zorlanabilir. Aynı zamanda bu çocuklar, yaşadıkları olumsuz deneyimleri ailelerine yansıtmakta da çekingen davranabilirler. Bu durum, mağduriyetin fark edilmesini geciktirerek sürecin daha da derinleşmesine neden olabilir.

PEKİ AKRAN ZORBALIĞI KARŞISINDA NE YAPILMALI?

Okullarda yaşanan zorbalık durumlarında en sık yapılan hatalardan biri, sorunu ceza ile çözmeye çalışmaktır. Disiplin cezaları vermek, çocukları zorla özür dilettirmek ya da aileleri çağırıp çocuğu suçlamak, kısa vadede çözüm gibi görünse de uzun vadede sorunu daha da pekiştirebilir. Çünkü zorbalık, yalnızca bir davranış değil; altında birçok duygusal ve ilişkisel ihtiyacı barındıran bir süreçtir. Bu nedenle en etkili yaklaşım, zorbalık ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek değil, ortaya çıkmadan önce önleyici çalışmalar yapmaktır. Zorbalık yapma potansiyeli olan çocukların erken dönemde fark edilmesi; empati becerilerini geliştiren, duyguları tanıma ve yönetmeyi öğreten çalışmalarla desteklenmesi gerekir. Ceza, çoğu zaman çocuğun içindeki yetersizlik duygusunu artırırken, doğru yönlendirme, çocuğun kendini daha güvenli ve yeterli hissetmesini sağlar.

Ailelere düşen sorumluluk da bu noktada oldukça kritiktir. Çocuğun sadece sonuçları değil, çabasının fark edilmesi; aşırı övgü ya da baskı yerine dengeli bir yaklaşım benimsenmesi gerekir. Çünkü çocuk kendini ya yetersiz ya da aşırı üstün hissettiğinde bu duygularını akran ilişkilerine sağlıklı şekilde yansıtamaz.

Sadece Bireysel Müdahaleler Yeterli Değil
Mağdur olan çocuklar için ise süreç en az bunun kadar hassastır. Bu çocukların sosyal becerilerinin, özgüvenlerinin ve ilişki kurma kapasitelerinin desteklenmesi gerekir. Kendini ifade edebilen, sınır koyabilen ve değerli hisseden çocuklar, zorbalık karşısında daha güçlü durabilir. Aynı zamanda aile ile kurulan güvenli ilişki, çocuğun yaşadığı durumu paylaşabilmesi açısından hayati önem taşır.

Araştırmalar, zorbalığın önlenmesinde en kritik noktalardan birinin, sınıf içindeki genel farkındalık düzeyi olduğunu göstermektedir. Çünkü zorbalık yalnızca zorba ve mağdur arasında yaşanan bir durum değildir; sınıfın tamamı bu sürecin bir parçasıdır. Bu nedenle öğrencilerin zorbalık karşısında sessiz kalmak yerine durumu fark edebilen, tepki gösterebilen ve doğru şekilde ifade edebilen bireyler olarak desteklenmesi gerekir. Okul ortamında oluşturulacak ortak bir bilinç ve tutum, zorbalık davranışının sürmesini zorlaştırır. Özetlemek gerekirse bu noktada yapılması gereken; sadece bireysel müdahalelerle sınırlı kalmak değil, okulun tamamını kapsayan bir ilişki ve değerler kültürü oluşturmaktır. Sınıf içi etkinlikler, grup çalışmaları, sosyal sorumluluk projeleri ve açık iletişim alanlarıyla çocuklar arasındaki bağ güçlendirilmeli; empati, iş birliği ve saygı temelli bir ortam sistemli olarak desteklenmelidir.

Çünkü akran zorbalığı, bir çocuğun sorunu değil; bir sistemin aynasıdır. Bu aynaya bakıp sorumluluk almak da hepimizin görevidir.”  

Çocuk Gelişim Uzmanı Didem Taşkıran anlattı…
Yorum Yap
Giriş Yap

Gündem11 ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin
KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.