İlçemiz Bozüyük’ün tarihi ile ilgili şimdiye kadar bir çok şey yazdık.”İlçemiz” diyoruz çünkü Bozüyük tam bir asırdır ilçe statüsünde.
1926 yılında 877 sayılı Cumhurbaşkanlığı ve Bakanlar Kurulu kararı ile resmen ilçe olan ve Bilecik Vilayetine bağlanan Bozüyük küçük bir kaza hüviyetinden resmi bir ilçe statüsüne geçmesinin üzerinden tam 100 yıl geçti.
Bozüyük’ün tarihi tabi ki çok eski. Türklerden başlayacak olursak Bozüyük Selçukluların Anadolu’ya gelişlerinden beri bir Türk Yurdu.Bozüyük’ün en eski yerleşim yeri olan Höyük Dibi bölgesi ile şimdiki Kasımpaşa Camii’nin karşılarında küçük bir yerleşim yeri olduğunu daha önce anlatmıştık.Cami yapılmadan çok öncesinde de bir Kervansaray olduğunu (1300’lü yılların başı) ve Bozüyük’ün kervanlar,tacirler ve ordular için nitelikli bir dinlenme noktası,mola yeri olduğunu da bir çok haberimizde dile getirdik.
Resmi kaynaklarda rastlanmasa da hep şu da anlatılır; 1528 yılında Cezeri Kasımpaşa Camii’nin tamamlanıp ibadete açılmasının ardından Arıklar,Atkaydı,İçköy ve Manişar Köylerinin cami bölgesine göç etmesi ile Bozüyük’ün kurulduğu söylenir.Ancak ne Atkaydı bölgesinde,ne Arıklar Bölgesinde ne de Manişar Bölgesinde bir köy kalıntılarına rastlanmış değil.Sadece İçköy Bölgesi’nde Romalılar döneminde Minea şehri olduğunu biliyoruz.Selçuklular Döneminde ise Kumral Abdal’ın muhiti olarak Kovalıca,Karaağaç ve Kandilli yörelerini de kapsayan bir İçköy olduğu gerçektir.
Atkaydı denilen yer Aşağıarmutlu Köyü yol ayrımına gelmeden sağ tarafta olan tepelik bir alan. Burada bir köy var mıydı yok muydu bununla ilgili net bir bilgi yok.Arıklar Bölgesi şimdiki Kumral Abdal Camii hizasından başlayarak Yeni Sanayi Sitesi karşılarına kadar olan muhit.Burası 1970’li yıllara kadar Bozüyüklü çiftçilerin buğday ve arpa tarlalıklarıydı.Manişar Bölgesi ise şimdiki yeni açılan Mezarlık alanından Hızlı Tren İstasyonuna kadar olan kesimdir.Buraları da tarım alanlarıdır. Eğer bu saydığımız yerlerde birer köy olsaydı mutlaka ondan izler kalmış olacaktı.Ama her ne hikmetse Bozüyük’ü kuranların bu köylüler olduğu ve köylerini Kasımpaşa Camii çevresine taşıyarak Bozüyük’ün ilk Türk yerleşimini oluşturdukları söylenir durur.
Herkesin düşüncesine,bilgisine saygımız var elbette. Ancak bizim kanaatimiz Osmanıl’nın kuruluşu olan 1299’da Bozüyük’te baya bir geniş yerleşim yeri olduğu yönünde. Bunu da nereden anlıyoruz? Osmanlı Tarihi arşivlerinde Bozüyük’ün kuruluş yıllarında yerleşim yeri olarak Öyükdibi,Bozhöyük,Nam-ı diğer Karadona isimleri bir yerleşim olarak kayda alınmış.
Bu tespitleri yaptıktan sonra biraz daha geçmişe yolculuk yapmaya devam edelim.1844 yılında Bozüyük 163 haneden ibaret.O zamanlar tabi nüfus sayımları tek tek insanları sayarak olmuyor.Evler,yani haneler sayılıyor.İlk sayımın yapıldığı 1530 yılında ise Cami-i Cedid,Yenihan ve Öyükdibi olarak üç mahallenin varlığından daha önce söz etmiştik.1570 yılına gelindiğinde Pazarlu Mahallesi eklenerek dört mahalleye çıkarılmış.Bozüyük Osmanlı’nın ilk dönemlerinde İnönü Sancağı’na bağlı bir küçük köy iken geçen yüzyıllarda o kadar büyümüş ki İnönü Bozüyük Kazasına bağlanmış.1963 yılında ise Bozüyük’ten ayrılarak ilçe olmuş ve Eskişehir’e bağlanmış.Bozüyük’e bağlı bir nahiye olan Pazaryeri ise 1954 yılında ilçe yapılmış ve vilayet olan Bilecik’e bağlanmış.Köy olan Dodurga 1959’da nahiye statüsüne yükseltilmiş ve günümüzde olduğu gibi Bozüyük’ün tek nahiyesi olmuş.
Bozüyük’ün küçük bir köy olduğu zamanlarda bağlı olduğu İnönü Nahiyesi ile arasındaki bir anekdotu da yazmadan olmaz;
İnönü’deki Nahiye Müdürünü Bozüyüklülerin kaçırdığı ve Bozüyük’e getirip oturttukları bu sebeple Bozüyük’ün Nahiye yapıldığı yaşlılarımız tarafından on yıllarca hep anlatılır durur. Bu tarji-komik olay rivayete göre şöyle gelişmiş;Müdürü kaçıran kişiler Hacel Ağa,Karabayırlı Yunus Ağa ve Hacı Hasan isminde Bozüyük’ün ileri gelenlerinden üçü.Bunlar kendi aralarında konuşup karar veriyorlar ve bir yaylı fayton arabaya üçü biniyorlar.Bir terslik olursa diye birkaç genci de peşlerine takıyorlar.İnönü’ye varıyorlar,Nahiye Müdürünü kaçırıp Bozüyük’e zorla getiriyorlar.Hacel Ağa’nın babası Hacı Hüseyin Ağa Payitaht nezdinde çok nüfuslu bir kişilikmiş.Osmanlı’nın Padişahlık Makamı devlet yetkilileri ile arası iyi olan,Bozüyük’ün emanet edildiği şahsiyetmiş.Onun tepe noktalarındaki kişilerle yaptığı yazışmalar neticesinde payitahttan gelen fermanla İnönü Nahiye Müdürü Bozüyük’te kalıyor;İnönü’ye yeni Nahiye Müdürü ataması yapılıyor.Olay böylelikle İnönülüler ve Bozüyüklüler arasında kavga çıkmadan tatlıya bağlanıyor.
İşte böyle sevgili okurlar. Nerelerden nerelere gelmişiz.Bugün Bozüyük 81 bin nüfuslu koca bir sanayi kenti.İnönü ise küçük bir tarım ilçesi.Bozüyük’ün gelişimi diğer komşu ilçelere bakıldığında geçen yüz yıl boyunca devasa boyutta oldu.Bir asır önce İlçe ilan edilip Bilecik’e bağlanan Bozüyük geçmiş yıllarda nüfus bakımından bağlı olduğu Bilecik’ten çok daha kalabalık sayılara ulaştı.Ne zaman ki Bilecik’te Üniversite açıldı,işte o zamandan beri Bilecik Köy nüfusları da dahil edildiğinde Bozüyük’ün nüfusunu geçer oldu.Ancak şunu da belirtelim ki Bozüyük merkezde yaşayan insan sayısı bakımından yine Bilecik’ten büyük bir yerleşim yeri.
Levent Sünal – Gündem11 Gazetesi



