Bozüyük’te diyetisyenlik yapan Diyetisyen Sinem Kara, Ramazan Bayramı sonrası beslenme düzenine ilişkin önemli uyarılarda bulundu.
Kara, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Ramazan ayı boyunca değişen öğün saatleri, uzun süreli açlık ve azalan günlük hareket metabolizmanın çalışma şeklini belirgin şekilde etkiler. Bayramın sona ermesiyle birlikte vücut yeniden alışılmış düzene adapte olmaya çalışır. Bu geçiş sürecinde yapılan beslenme hataları sindirim problemleri, halsizlik, ödem ve ani kilo artışı gibi sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle bayram sonrası dönem telafi etme değil, dengeyi yeniden kurma süreci olarak ele alınmalıdır.
Bilimsel çalışmalar, uzun süreli açlık sonrası ani ve düzensiz beslenmenin kan şekeri kontrolünü zorlaştırdığını ve metabolik adaptasyonu olumsuz etkilediğini göstermektedir. Ramazan boyunca yavaşlayan metabolizma, bir anda yoğun ve düzensiz beslenmeye maruz kaldığında sindirim sistemi zorlanır. Bu süreçte en doğru yaklaşım, eski düzene ani bir dönüş yerine kademeli bir adaptasyon sağlamaktır.
Bayram sonrası en önemli adımlardan biri, beslenme düzenini yeniden dengelemektir. Güne kahvaltı ile başlamak metabolizmayı aktive eder ve gün içi enerji dengesini destekler. Uzun süre aç kalmamak, gün içinde ani açlık krizlerini ve kontrolsüz yeme davranışlarını önler. Bireyin yaşam tarzına, günlük rutinine ve açlık-tokluk sinyallerine uygun şekilde düzenli ve dengeli bir beslenme düzeni oluşturulmalıdır. Düzenli bir beslenme alışkanlığı, kan şekeri dengesini koruyarak gün boyu daha stabil bir enerji sağlar.
Bayram sonrası en sık karşılaşılan sorunlar arasında şişkinlik, hazımsızlık ve kabızlık yer alır. Bunun temel nedeni, lif tüketiminin yetersiz olması ve öğün dengesinin bozulmasıdır. Bu nedenle sebze ve meyve tüketimi artırılmalı, tam tahıllar tercih edilerek günlük lif alımı desteklenmeli ve yoğurt ile kefir gibi probiyotik kaynaklar bağırsak mikrobiyotasının dengelenmesine yardımcı olmalıdır. Ayrıca yemeklerin yavaş tüketilmesi ve iyi çiğnenmesi sindirimi önemli ölçüde kolaylaştırır.
Ramazan boyunca genellikle azalan su tüketimi, bayram sonrasında da yeterli düzeye ulaşmayabilir. Oysa yeterli sıvı alımı metabolizmanın düzenli çalışması, ödemin azaltılması ve sindirim sisteminin desteklenmesi için kritik öneme sahiptir. Günlük en az 2 ila 2,5 litre su tüketimi bu süreçte temel hedef olmalıdır.
Beslenme düzeni kadar önemli bir diğer unsur da fiziksel aktivitedir. Ramazan ayında azalan hareketlilik bayram sonrasında da devam ederse metabolik yavaşlama sürebilir. Günlük 30-45 dakika tempolu yürüyüş yapılması ve masa başı çalışanlar için gün içinde kısa hareket molaları verilmesi metabolizmanın yeniden hızlanmasına katkı sağlar.
Bayram sonrası beslenme sürecinin katı diyetler veya ani kısıtlamalar gerektirmediğini vurgulayan Kara, vücudu yormadan düzenli ve dengeli bir beslenme planına geçiş yapılması gerektiğini belirterek, sağlıklı bir metabolizmanın ani değişimlerle değil istikrarlı ve sürdürülebilir alışkanlıklarla korunabileceğini ifade etti.”

