Bozüyük’te bu iki tarihi evle ilgili hep şu söylenir;
“Bunlar tadilat ve restore edilmeli ve Bozüyük kültüründe korunmalı”
Lafta bu söylem doğru olabilir ama madalyonun bir de öbür yüzü var.Bu yapıların onarılması oldukça maliyetli bir iş.
Köprülü Konağı diye adlandırdığımız yapı ve hemen yanındaki eski Çimse İş Sendika Binası dediğimiz yapı Anıtlar Kurulu tarafından resmi koruma altında olan binalar ve aslına uygun restore edilmesi gerekiyor. Ve bunlar için öncelikle rölöve planı çizdirilmesi gerekiyor.
Rölöve Planı nedir? Mevcut bir tarihi yapının veya tarihi eserin ölçülerinin yerinde alınıp, mimari detayları, cepheleri, malzeme durumu ve hasarlarıyla birlikte ölçekli olarak teknik resim kurallarına uygun çizilmesi işlemidir. Yapının mevcut halinin (röleve) belgelenmesiyle restorasyon, tadilat veya renovasyon projelerine altlık oluşturur.Bu planın uzmanlarca veya Üniversitelerin Sanat Tarihinden anlayan ve mimarlık akademileri öğretim üyeleri tarafından çizilmesi ve onaylanması da gerekebilir.Bu da maliyetli bir iş.
Bu binalardan köşede olanı Eski Bozüyükspor Futbolcularımızdan Halit Köprülü’ye yanındaki diğer bina ise Ahmet Bayrak abimize ait. Eski Çimse İş Binası geçmiş yıllarda bir tadilata tabi tutuldu ve daha bakımlı.
Şimdi binaların özelliklerinden biraz bahsedelim.Bunlar geç Osmanlı,erken Cumhuriyet Dönemi tipik binaları. Neo-Klasik tarzı yapılar olduğu bilgisine ulaştık.Bunun yanında Balkan/Fransız etkileşimi taşıyan eklektik üslup tarzı mimari özellikleri var.
Bu tip yapılarda ruhsal olarak hem milli kimlik arayışı hem de batılılaşma etkileri gözlemleniyor. Araştırmacılar bu yapıların ne Osmanlı ürünü ne de modern bir yapı örneği olduğunda hem fikirler ve tam geçiş dönemi mimarisi konusunda birleşiyorlar.
Yapı tekniklerine bakacak olursak şunları söyleyebiliriz;alt kat ve temelde tuğla taş karışımı yığma sistem kullanılırken duvar kalınlıkları iyi bir taşıma açısından oldukça kalın tutulmuş.Bu da her ne kadar depreme karşı fazla dayanıklı olmasa da uzun ömürlü ve masif bir yapı karakteri sağlıyor.
Üst kısımda ise Osmanlı konut geleneğinin özelliklerini görmek mümkün. Ahşap döşeme kirişleri ve ahşap tavanlar bunun en tipik örneği olarak göze çarpıyor.Cepheye baktığımızda kireç bazlı sıva ve üzerine kök boyalarından elde edilen boyama çalışması gözleniyor.Bu evleri değerli kılan ise pencereleri.Simetrik dizilimi ve uzun dikey oranlı pencereler binaları gösterişli kılan en büyük etkenler.Bu da genel yaşam alanının üst kattaki büyük salonda gerçekleştirildiğini gösteriyor.Pencerelerin kenarlarındaki kalın odak renkli söveler,kat hizasındaki dikey silmeler estetiğin yanı sıra bir ustalık göstergesi olarak nitelendiriliyor.
Yapı estetiğinin bir göstergesi ise geniş kemerli giriş.Osmanlı Konaklarının sadeleştirilmiş halinin yanı sıra aynı zamanda Avrupa esintisinin de etkilerini taşıyor.Bu evlerde genel olarak ortada sofa yada hol denilen bölüm,onun etrafında odalar bulunuyor.Üst katta ise tam ortada geniş bir salon ile asıl toplanma ve yaşam alanı bulunurken onun da etrafına odalar diziliyor.Üst kat asıl yaşam alanı olarak planlanırken en alt bodrum depo veya hizmet alanı olarak kurgulanıyor.
Uzmanların görüşüne göre Osmanlı’dan Cumhuriyet dönemine geçişte odalar yatak odası,misafir yatak odası,çalışma odası gibi bölümlerle adlandırılmaya başlanıyor.Bu evlerde genel olarak sarı civit renkler veya kireç bazlı krem boyalar dış cephe boyası olarak kullanılıyor.O dönemlerde kimyasal boya teknolojileri olmadığı için genel olarak kök boyalardan renkler elde ediliyor.Pencerelerin geniş sövelerine ise kireç beyaz rengi veriyor.Cephe oranları ve pencere hizaları kusursuz bir işçilikle yapılan bu muazzam yapılar seri üretim olmayıp tamamıyla o dönemdeki ustaların düşünce yapısı ve inisiyatifi ile inşa ediliyor.Bu da yerel ustaların çok ciddi ve başarılı bir mimari kültüre sahip olduklarını gösteriyor.
Şimdi gelelim hep konuşulan bu evlerin kurtarılması konusuna. Bu evleri kurtarmak ve ilk görünümüne kavuşturmak,kolay olmayan ve oldukça masraflı bir iş.
Sıfır binayı yapmaktan kat kat masraflı olan bu restore önce rölöve planının oluşturulması ve resmi makamlarca onaylanması ile başlıyor.Daha sonra aslına uygun malzemeleri temin etmek ve bu işi aslına uygun olarak yapacak ehil ustaları bulmak gerekiyor.Buradaki tamiratta her şey sökülüp yeniden aslına uygun olarak yapılıyor.Kurtarılabilen parçalar ise ciddi bir onarımdan geçiriliyor zira orijinal doku korunmak zorunda.Orijinaline uygun olamayan tadilatlar nedeniyle hukuksal sorunlarla karşılasılaşılabiliyor.Bu Bozüyük’ün iki tarihi binasının restore maliyeti metrekare başına yaklaşık olarak en az 8 bin ile 12 bin lira arasında değişse de kullanılan malzemeye göre bu fiyat daha da artabiliyor.Söylediğimiz rakamlar ise yapıyı tam kurtarmaya yönelik olmayıp makyajlama maliyetleri olarak göze çarpıyor.Orta seviye bir restorasyonun metre kare başına maliyeti 15 bin ila 25 bin lira arasında değişiyor.Tam bir restorasyonun maliyeti ise metre kare başına 25 bin ila 40 bin lira arasında devasa bir meblağa ulaşıyor.Bu da maliyetin 8 milyona kadar çıkması demek.Bu tabi süslemeler ve iç dekorasyon dahil edildiğinde çıkan bir rakam değil.Bunlar da eklendiğinde rakam daha da yukarılara çıkabiliyor.
Peki bunlar bu maliyetlerle restore edilirse ne olur?
Bu paraları harcamak tabi herkese göre değil.Öncelikle ekonomik yönden güçlü olmak,bu tip evlere çok meraklı olmak,kültüre değer vermek gerekiyor.Bu evler restore edildiğinde genel olarak Butik Otel olarak değerlendiriliyor.Bunun bir örneği ilçemizde Kızılay Binasının karşısında var.Kıymetli ve tarihi önem taşıyan bu evlerden başka örnekler Kasımpaşa Mahalle’mizin değişik yerlerinde var elbette.Ancak çoğu metruk vaziyette kendiliğinden yıkılmayı bekliyor.Bozüyük Belediyesi geçtiğimiz yıllarda bu evleri restore etmek isteyen sahipleri için planlama desteklerinin verileceğini açıklamıştı.
İstasyon ve Atatürk İlkokulu arasında kalan bu iki tarihi bina Köprülü Kardeşler tarafından 1920’li yıllarda inşa edilmiş.Bu kişiler Kereste Fabrikası sahibi oldukları ve Tüccar oldukları için böyle görkemli yapıları yaptırabilmişler.1980’li yıllara kadar köşede bulunan binanın avlusundaki küçük bir harada yarış atı denilen Arap ve İngiliz Atlarının ve pahalı cins hobi güvercinlerinin bakıldığını da haberimize ekleyerek sonlandıralım.
Levent Sünal – Gündem11 Gazetesi


