Bozüyük’ün en önemli üç tarihi eserinden biri olan ve halk arasında “kümbet” adı verilen yapının Kasımpaşa Camii ile aynı tarihte yapıldığı sanılıyordu.Ancak gerçek öyle değil.Bu yapıyı bizler bir Selçuklu eseri zannetsek de halk arasında genel olarak Kasımpaşa Camii yapım tarihi olan 1528 yılına endeksleniyordu.
Yaptığımız araştırmalarda net bir şekilde ortaya konulan belgelerle arkeologlar bu yapının erken Osmanlı Döneminde 1300’lü yıllarda yapıldığını tescilledi.
Şimdi kafamızdaki yıllardır merak edilen konu netleşti. En azından Bursa’nın fethinden sonraki yıllar içinde yapıldığını öğrendik.Yani Kasımpaşa Camiinden 200 yıl öncesinde bu yapının var olduğunu artık kesin olarak biliyoruz.Bir tahminimiz ise bu çift kubbeli yapının şu anki Belediye İşhanının olduğu yerde 1900’lü yılların başına kadar var olan Kervansarayın devamı bir yapı olduğu yönünde.Belki de birleşikti,belki de biraz ayrıydı bunu tam bilmiyoruz.1922 yılında Albert Kahn tarafından çekilen resimlerde Kervansarayın olmadığı ancak kümbetin yalın bir halde gözüktüğü fotoğrafı altta yayınladık.
Bu yapı 1970’li yılların sonlarına kadar hiçbir şekilde tescili olmayan,tarihi bir statüsü ve belgesi,kaydı olmayan bir yapı durumundayken şimdiki eski Vergi Dairesi binası inşa edilirken devlet kurumları tarafından fark ediliyor ve tarihi eser olarak tescilleniyor.
Çok merak ettiğimiz konu ise onca kara kışa,fırtınalara rağmen bu toprak kubbeler 700 yıldır nasıl ayakta kalabildi?
Dışarıdan bakıldığında toprak arasında tuğla parçaları tutturulmuş,her an çökecekmiş gibi duran bu iki kubbe yüzyıllar boyunca nasıl dimdik kalabildi?
Şimdi bu binanın kubbe yapı tekniklerinden ve amaçlarından biraz bahsedelim. Erken Osmanlı Dönemi eseri olarak nitelendirilen Kümbet dediğimiz bu yapının özelliklerine bakıldığında bir soğuk hava deposu yani Buzhane olduğu ön plana çıkıyor.Ancak buna bazı uzmanlar Tabhane olabileceği yönünde de görüş belirtiyor.Tabhane Osmanlı Döneminde güç bulma evi,yani dinlenme evi demek.Yorgun,yoksul,iş arayan,hasta ve aç kalmış kimselerin barındığı yer olarak biliniyor.Bu da akla şunu getiriyor.Bunun yanında bir Kervansaray var ancak orada akçe ödenerek kalınabiliyor.Fakir ve parası olmayan muhtaç yolcular burada kalıyorlardı denilebilir.
Bir diğer baskın görüş ise Buzhane olduğu yönünde.Kervansarayın ve aşevinin yiyecekleri bozulmasın temiz ve serin bir ortamda kalsın diye inşa edilmiş bir soğuk hava deposu olarak kullanıldığı görüşü ağır basıyor.
Bu tip yapılara Osmanlı taşra basit yapıları deniyor.Daha önce haberlerimizde bahsettiğimiz,günümüzde yerinde olmayan Cumhuriyet İlkokulu önündeki Kamer Ali Baba Türbesinin de kubbe yapısı aynı olduğundan onun da erken Osmanlı dönemi olduğu ve bu kümbet ile aynı yıllarda yapıldığı bilgisini aktarabiliriz.
Kümbetin bir buzdolabı özelliği taşıdığı ağırlık kazandığına göre şu düşünceleri de yürütebiliriz. Bilindiği gibi Üyük Tepesi’nde kar kuyuları var.Bu kuyularda saman ve otlar yardımıyla izole edilerek oluşturulan sıkı kar kütleleri yazın sıcak aylarında kesilerek bir şekilde bu yapıya getiriliyor ve yiyeceklerin burada kar ve buz yardımıyla soğuk kalması sağlanıyordu.Buranın bir Buzhane olduğu yönündeki fikri ise tepe kısımlarına yakın noktalardaki havalandırma boşlukları destekliyor.
Şimdi bu sağlam kubbelerin yapım tekniğinden de biraz bahsedelim. Araştırmalarımızda bulgularımız şöyle; ince tuğlalar radyal (yada radyan da denir) dizilir,her sıra hafif içe eğimli oluşturulur,en üst kısımda kilitlenir.Osmanlı’da Selçuklulardan beri süre gelen bu basit kubbe geleneğinde yapım aşamasında en önemli madde elbette ki horasan harcı.Üst yüzey tuğla kırığı ve horasan harcı ile sıkıca tutturuluyor.
Yapının duvarlarında ise yaklaşık bir metreye varan kalınlıklarda moloz taş kullanılmış. Tabi bu molozların rengi yüzyıllar içinde kararmış.Günümüzdeki kumlama tekniği ile temizlense bekli de Kızıltepe’den getirilen kırmızı renkli taşlar da ortaya çıkabilir.Taşların horasan harcı ve kireç taşı harcı ile bazı bölmelerinden tutturulduğu gözlemleniyor.Peki bu yapılarda neden kubbe örülüyor? Bunun birkaç sebebi var elbette. Bunlar düşük maliyetli örtü sistemi olduğu,büyük bir açıklığın direksiz olarak kapatılması,temel dengede iç sıcaklığın korunması,yağış ve rüzgara dayanıklı olması olarak karşımıza çıkıyor.
İnce tuğla parçalarının kubbeye uygulanmasının nedeni ise su yalıtımını arttırmak, daha hafif bir örtü sağlamak, radyal kubbe örgüsünü kolaylaştırmak olarak belirtiliyor.
Köprü Tonoz sistemine benzer bir teknikle inşa edilen bu kubbeler taş tuğla kırmasıyla,ince tuğla parçaları radyal bir biçimde yerleştirilmiş halde,her katman kaplama gerektirmeden kendi kendine oturacak şekilde,bir iç destek iskeleti olmadan,tuğlalar eğimli bir şekilde aşağıdan yukarıya doğru örülerek yerleştiriliyor.Geleneksel bağlayıcılar kum,kireç taşı harcı,tuğla parçacıkları ve minik molozlar ile tutturulan kubbe yıllar içinde bu yapısal maddelerin sertleşmesi ile son derece dayanıklı bir hal alır.
Teknik bilgileri böylece vermiş olduk.Bozüyüklülerin Kümbet olarak adlandırdıkları bu çok eski yapıya yaşlılarımız geçmiş zamanlarda “asar- antika” derlerdi.1960’lı yıllarda Belediyeye para lazım olmuş ve etrafındaki yerler özel kişilere satılmış.Rivayet bu şekilde.Bilindiği gibi etrafı mülklerle çevrilmiş durumda.Bu durum uzun yıllar yargı sürecinde kalsa da bir türlü neticeye varılamadı. Bozüyük’ün en eski tarihi eseri ve en kıymetli eserlerinden biri olan Kümbetin ne olduğu hakkında yaptığımız derin araştırmalar sonucu bilgi vermeye çalıştık.Bizler Bozüyüklüler olarak nasıl Kasımpaşa Camiimize gerekli özeni gösteriyorsak buraya da aynı özeni göstermeliyiz.Haber görsellerine katkılarından dolayı fahri muhabirimiz,tarihçi Hakan Alkan’a teşekkür ederiz.
Levent Sünal- Gündem11 Gazetesi

1980’ler

1922

1970’ler

2000’lerin başı
