Bozüyük’ün merkezi sayılabilecek yerde gözüken o eski tarihi büyük baca neyin nesi diyenler için bir haber daha yapalım istedik.Tabi Bozüyük Manyezit Fabrikası ile ilgili haberlerimizde daha önce birçok bilgiler vermiştik.Biraz da teknik konulara değindikten sonra kim neler söyledi onu irdeleyeceğiz.
1930’lu yıllarda inşa edilen ve en son Sacit Şenkal’ın çalıştırdığı maden tesisinin özellikleri şunlar;
Bu yüksek baca Şaft tipi Kalsinasyon fırını (Shaft Kiln) manyezit tesislerinde yaygın oranda kullanılan bir fırın tipi.Yukarıdan cevher ve yakıtla besleniyor.İçerisinde 1500 dereceye varan bir sıcaklık oluşuyor ve kalsinasyon yapılıyor,aşağıdan pişmiş ürün alınıyor.Bu baca sadece bir duman bacası değil,fırının kendisi.Konik yapısı ise ısı dağılımını ve gaz akışını düzenlemek için bu formda yapılmış.
İşleyişi ise şöyle;
Manyezit maden ocaklarından blok halinde çıkarılır,o dönemlerde elle kırma veya ilkel kırıcılar kullanılır,eleklerle boyutlandırılır.Sonrasında şaft fırına getirilen maden Manyezit’ten Magnezyaya’a dönüştürülmek üzere işleme konur.Yakıt olarak kömür veya odun kullanılır.24 ila 48 saat arasında pişirme süresi vardır.Amaç refrakter sanayide kullanılmak üzere Magnezyum Oksit elde etmektir.Fırından çıkan kalsine ürün soğutulur,torbalanarak demiryolu ile sevk edilir.1930’lu yıllarda ise kullanım alanları şunlar; çelik fırın tuğlaları,refrakter harçlar,metalürji sanayi.
Eski fotoğraflarda görülen binaların özelliklerini de şöyle sıralayalım; yan bina kırma,eleme ünitesi ve depolar,baca yanındaki yüksek dikdörtgen kule malzeme taşımaya yarayan elevatör sistemi,iki kule arasındaki köprü ise fırına üstten besleme hattı.
Tarihi fabrikanın özellikleri bunlar sevgili okurlarımız.Bu fabrikanın Bozüyük’e kurulmasının temel amacı ise Söğüt,Erenköy ve Dutluca’da bulunan zengin manyezit madenlerinin buraya getirilip,işlenip, demiryolu ile İstanbul’a naklinin kolay olması olarak özetleyebiliriz.
Tarihçesini daha önceki haberlerimizde detaylı olarak anlatmıştık.Bozüyük eşrafından bazı yaşlılarımızın hayattayken bu tesis ile anlattıklarını ve hayatta olan ve yaşı 70’in üzerinde olan bazı büyüklerimizin anlattıklarını sizlerle paylaşalım.Daha detaylı bilgi almak isteyenler,sıkılmam okurum diyenler için Diş Hekimi Nadir Mumcu abimizin anlatılanları derlediği bilgiler şöyle;


MADEMKİ MADEN FABRİKASI NEDEN KİREÇ ÇIKARTIYOR.?
Bu cümle bizlerin 20 yıl evvelindeki büyüklerimizin kullandığı bir cümledir. Bu noktadan hareket ile akranlarımızın ve büyüklerimizin yaşadığı altı buçuk postası için akşam üzerleri indiğimiz istasyon rayları arasındaki peronlarda volta atarken istasyonun güney komşusu metruk fabrika için söylenmiş bir tekerlemedir.Yakın zamana kadar bu fabrikanın ne zaman,ne için kim tarafından yapıldığı, neden metruk kaldığını 1958 yılından beri bu fabrikanın karşısında oturmamıza rağmen arazisindeki kavaklıkta karga avlamamıza rağmen, merak etmemize rağmen, çeşitli rivayet ve kulaktan duyma bilgicikler dışında esaslı bir araştırma çalışmasına rastlayamadım.
Gelecek nesillerimizin merakını da giderecek doğru bilgilere ulaşabilmek için bu konu ile ilgili bir çalışma yapmaya karar verdim. 1930 doğumlulardan itibaren Bozüyük’te yaşamış büyüklerim Zeki Mumcu (1933), Fikri Kalkan (1930), Akif Gazozcu ( 1933) Fethi Köprülü (1930 ) Kurulay Yılmaz (1940 ) ,Jeoloji Mühendisi Ağabeyim Nazmi Mumcu ( 1942) ile bu konuda neler bildiklerini anlatmalarını istedim her biri ile ayrı ayrı görüştüm. Hemşehrimiz Prof dr. Nüket Yetiş hanımdan devlet arşiv bilgileri ,Maden imtiyazları ve tapu geçmişleri için yardım istedim.Ayrıca genç kardeşimiz araştırmacı Mehmet Can Çetin’den TCDD arşivleri ve Alman konsolosluğu arşivlerinde bu fabrika ile ilgili ne gibi bilgilere ulaşabiliriz diye çalışma yapmasını rica ettim.Bu konu ile ne gibi bilgileri olduğunu sorduğum Fabrikanın son çalışanlarından Fatma Cırbın hanım efendinin bildiklerini toparlayarak bu fabrikanın 1929 yılından bu güne kadar merak konusu olan serüvenini günümüz Bozüyük halkına ve gelecek kuşaklara aktarmak için 70 yıldır doğduğum büyüdüğüm ekmeğimi kazandığım kasabama bir kültür hizmeti olarak yazılı bir belge kalsın mantığı ile kendimi görevli hissetim. Bu araştırmamı yazılı bir belge haline getirmeye çalıştım.
Benim hatırladığım tarihten itibaren özetlersem 8-10 yaşlarımda fabrika bir dört köşe asansör kulesi ve yanında fıçı şeklinde yukarıya doğru daralan daha doğrusu şişe şeklinde tuğla bir bina ve ikisi arasında üst kotlarda bir bağlantı koridoru. Asansör kulesinin üzerine fabrikanın atıl olduğu uzun yıllar leylekler yuva kurar ve sezon sonunda yavruları ile birlikte göç eder ertesi yıl yine gelirlerdi.Bu binanın kuzeyinde demiryolundan ayrılan altıncı bir hat ve bu hatta vagonlara ürün yüklenebilecek yükseklikte kapıları olan ambar binaları vardı. Doğusunda merdiven ile çıkılabilen hizmet binası veya ofis vardı. Küçüklüğümüzde burayı TCDD hareket memuru Lojman olarak kullanıyordu. Ayrıca bu binaların batı kısmında yaklaşık 50 dekar kadar kavaklık vardı ve bizler buranın TCDD ye ait olduğunu biliyorduk.
1960’lı yıllarda Sacit ve Sakıp Şenkal isimli iki kardeş ve ortaklarının şirketinin 160.000 lira bedel ile TCDD den satın aldığını ayrıca 02.08.1961 tarihinde Eskişehir Erenköy’deki Magnezit madenlerinin 49 yıllığına arama ve işletme ruhsatlarını aldığını biliyorum. Fabrikanın yeni sahipleri uzun yıllar atıl kalan fabrikayı çalıştırmak için büyük çabalar sarf ettiler fakat sermaye darlığına düştüler, iflasın eşiğine geldiler.Bir müddet fabrika atıl kaldı. Bu ara Sacit beyin eşi ( Beyaz Rus ) bir oğlu ( Oral) ve bir kızı ile Amerika’ya yerleşti. Maalesef kızı trafik kazasında hayatını kaybetti oğlu Oral ticaretle uğraşıyordu. Oral’ın ölümünden sonra fabrikanın varisleri Torun Şenkallar Amerika da yaşıyorlar. Sacit bey birkaç yıl içinde mali durumunu toparlayarak Madam Marika’nın mali destekleri ile fabrikayı tekrar revize etti ve Kömür yerine Fuel oil daha sonra Çam ve meşe odunları ile Manyeziti fırınladı. Doğal gaz geldiğinde daha da rahatladı pazar payını büyük gayretler ile geliştirip Magnezyum Oksit ,Magnezyum klorür magnezyum sülfat ve yan ürün olarak Karbodioksit üretti ve fabrika rasyonel olarak 1998 tarihine Sacit beyin ölümüne kadar çalıştı.Beş altı yıl kadar da kiralık olarak çalıştırıldı.
Babam Bedri Mumcu (1912-1970.) Fabrikanın Alman ( Fransız da olabilir ) mühendisler tarafından inşa edildiğini bizlere anlatmıştı. Fabrika temellerine o günlere kadar görülmemiş oranda demir kullanıldığından bahsederdi;zira fabrika bizlerin zıngıldak çayırı olarak bildiği zayıf bir zemine demiryoluna yakın olsun diye inşa edilmişti.Bu noktadan hareket ile acaba fabrikayı TCDD İstanbul Hicaz demiryolunu inşa eden Kumpanya ( Alman İngiliz Fransız Osmanlı konsorsiyumu) mu inşa etmişti diye ben ve benim kuşağımdaki bir çok Bozüyüklü hemşehrilerim böyle bir düşünce sahibiydik.Zira Demiryolunu inşa eden Kumpanya Demiryolun iki tarafındaki yirmişer kilometrelik alanın yer üstü ve yeraltı kaynaklarının işletme imtiyazını da almıştı.Dünyada birkaç ülkede bulunan kıymetli madenin Oklubalı, Ballık mevkiindeki madeni bulup bu madeni işlemek için mi fabrikayı kurmuşlardı.
Demiryolları Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri tarafından millileştirildikten sonra bu fabrika TCDD’nin mülkü haline mi geldi acaba diye benim ve benden önceki kuşağın böyle bir düşüncesi vardı.Zira TCDD bir zaman bu fabrikada sönmüş kireç üretiyor,ya pazar bulamıyor veya pahalıya mal ediyor piyasa ile rekabet edemiyor. Yazımın başındaki başlıktaki MADEMKİ MADEN FABRİKASI NEDEN KİREÇ ÜRETİYOR?. Cümlesi Sacit bey ve ortaklarının fabrikayı TCDD den alana kadar telaffuz ediliyordu.
1929-1940’lı yıllar arasında ne olduğunu bilemediğimiz sonradan yaptığımız araştırmalar sonucu Fabrikanın ve maden imtiyazının Adapazarlı Arif Cemal Görkey’e 25.02.1929 tarihinde verilen Bilecik Erenköy, Eceköy ve Seyitali Manyezit madeni işletme ruhsatına ulaşıyoruz. Prof.dr.Nükkhet Yetiş, ‘’Cumhuriyet arşivinde aşağıdaki belgeleri buldum.’’Sanırım bunlar sözünü ettiğiniz manyezit madenlerine ait.Bilecik Erenköy, Eceköy ve Seyitali’de Arif Cemal Görkey’e verilen Manyezit madeni işletme ruhsatı. Tarih:25.02.1929
Eskişehir Erenköy’de Sacit ve Sakıp Şenkal Koll. Şti.’ne verilen Manyezit madeni arama ruhsatı.02.08.1961 .
Eskişehir ilinin Merkez ilçesine bağlı Dutluca köyü civarındaki manyezit madeninin işletme imtiyazının Magnesit Anonim Şirketi uhdesine verilmesi.25.07.1972 .
Eskişehir Dutluca’da Köyceğiz Kromları İşletmesi A.Ş. ile Bursa Toros Kromları A.Ş.’ne verilen Manyezit madeni işletme ruhsatı 29.05.1975
Eskişehir Dutluca’da Köyceğiz Kromları İşletmesi A.Ş.’ne verilen Manyezit madeni işletme ruhsatı (2 Belge) 29.04.1975
Eskişehir Erenköy’de Comag Continental Madencilik San. ve T.A.Ş.’ne verilen Manyezit madeni işletme ruhsatı. 04.10.1976
Eskişehir Erenköy’de Comag Sanayii ve Tic. A.Ş.’ne verilen Manyezit madeni işletme ruhsatı 05.02.1980.
Tapu Kayıtlarını incelettiğimizde 1929 da Görkey’ler TCDD den satın aldıkları araziyi 1941 yılında Fabrika ile birlikte TCDD geri alıyor.1960 yılında Sacit-Sakıp Şenkal ve Ortakları TCDD den 160 bin liraya satın alıyor. Fikri Kalkan (1930) Abi ile görüştüğümüzde, ben bildiklerimi duyduklarımı ulaştığım belgeleri kendisine anlattığımda Bir çok konularda hem fikir olduk Lojman kısmında 1950 -60’ larda TCDD Hareket memurunun oturduğnu söylediğimde ondan önce kayınpederi Babakaya’nın oturduğunu 9-10 yaşlarında Fabrikanın çalışmadığını ( 1940 lar ) Güvercin tutmak için kuleye çıktıklarını Mehmet Çavuş diye bir bekçinin onları kovaladığını hatırladı. Ayrıca sonradan 6. Yol dediğimiz demiryolu hattının fabrikanın ambarlarının olduğu bölüme kadar döşendiğini, Kireç fırını olarak imalat ve üretime geçtiğini ancak ne nedenle paydos ettiğini bilemediğini anlattı.1960’lı yıllara kadar atıl kaldığını Sacit Şenkal beylerin fabrikayı TCDD den satın aldığını anlattı.
Fethi Köprülü.(1930) : Evimiz fabrikanın tam karşısında idi. Fabrikaya 6. yol diye tabir edilen demir yolun raylarının döşendiğini, ayrıca bir müddet Kireç çıkarttığını ve Tren vagonlarına yüklendiğini hatırlıyorum.Halk arasındaki ismi halen dahi Maden fabrikasıdır.’’Mademki maden fabrikası neden kireç çıkartıyor’’ tekerleme cümlesi benim türettiğim bir cümledir. Demiryolcuların bekçi tuttuğunu ve ofis binasının Lojman olarak kullanıldığını hatırlıyorum,seninle konuşuncaya kadar ben Bu fabrika ve arazisinin TCDD ye ait olduğunu Sacit beylerin TCDD den satın aldığını sanıyordum 1941 öncesini hatırlayamıyorum.dedi.
Zeki Mumcu ( 1932 ):Fikri abi ile görüştüğümüz konuları Zeki amcama anlattım.İlave edebilecekleri bilgileri sorduğumda yaşı itibarıyla Fabrikanın manyezit fırını olarak çalıştığını bilmediğini TCDD’nin mülkiyetinde olup Sacit ve Sakıp Şenkal kardeşlere ilaveten Necmi bey diye bir ortaklarının daha olduğunu,ekonomik sıkıntılar olup imalata ara verilince Necmi beyin vefat ettiği veya ortaklıktan ayrıldığını bir daha görülmediğini anlattı.Ambarlı termik santraline çuvallarla manyezit tozunun ( Mg O ) gönderildiğini, ancak Sacit bey bu pazara girebilmek için büyük mücadeleler verdiğini anlattı Şöyle ki; Sacit bey manyeziti Avusturya ve Fransaya ihraç ediyor aynı maden; dışı çuvallanarak Ambarlı termik santrale pazarlanıyormuş çok daha ucuza tekliflerde bulunmasına rağmen Sacit beyden almayıp ithalata devam etmişler.Sacit bey ambarlıya gidip dıştaki ambalaj çuvallarını kesip çıkardığında Altta Kendi markası olan gümrük işlemleri görmüş çuvalları ilgililere gösterince yetkilileri ikna etmiş böylece manyeziti kendilerinden almalarına ikna edebilmiş.
Nazmi Mumcu ( 1942. Jeoloji Jeofizik Y. müh.) Üniversite yıllarında iki yıl kadar Sacit beylerin İstanbul Galata da ki işyerlerinin bir odasında kalmıştı onları gayet iyi tanıyordu. Oğlu Oral yaşıtı idi. Yukarıda yazdıklarıma o da katılıyor olmakla beraber ilave bilgi olarak Fabrika TCDD tarafından Kireç üretilirken Hükümet tabibi Münir Derman (deli doktor) 1945-1948 yılları. Fabrikanın bacasından çıkan gazların zehirli olduğu bitişiğindeki futbol sahasında gençleri; lodos estiğinde kasaba halkını zehirler diye fabrikayı mühürlüyor ve bu tarihten Sacit beylerin satın almasına kadar atıl kaldığını anlattı. Bu mühürlemenin danışıklı dövüş olabileceğini şöyle bir mantık ile anlattı.TCDD fabrika ve arsasını satın aldığında ikinci dünya savaşı Avrupa harp halinde manyezitin pazarı yok. Benzer maden olan kireç taşının fırınlanması ile elde edilen sönmüş kireç imal edip pazarlanması dolayısıyla fabrikanın çalıştırılması düşünülmüş olabilir.Ancak ya pazar bulamadılar ya da serbest piyasa ile rekabet edemediler ve zarar ettiler. Çalışan, sorumluluk sahibi olan yöneticiler bu durumdan hem kendilerini hem de TCDD’yi korumak ve kurtarmak için hükümet tabibi Münir Derman’dan yardım istemiş olabilirler. Zira tıp eğitimi almış, Kimya okumuş bir doktorun bacadan çıkan Karbondioksid gazının zehirli olmadığını ,Karbon monoksidin zehirli olduğunu bilmemesi mümkün değil.Keza bu mühürlenmeye TCDD de itiraz etmemiş.
Fatma Cırbın (1945): 1972 yılında muhasebe ve sekreterya olarak fabrikada işe başladım 1992 de emekli oldum, emeklilikten sonra işe devam ettim Sacit beyin vefatından sonra beş altı yıl kadar kardeşlerimle kiralık olarak fabrikayı çalıştırmaya devam ettik.İmalattan elde edilen Kalsine manyezit MgO’yi Türkiye’deki termik santrallere pazarladık ayrıca baca gazı CO2’ yi Uludağ meşrubat Coca cola ve Kınık maden Kızılay maden sularına pazarladık.
MEHMET CAN ÇETİN’İN BULDUĞU TAPU KAYITLARI
Devlet arşivlerinde yaptığımız tapu araştırmaları neticesinde Bozüyük Şenkal magnezit fabrikasının bulunduğu alanı 1922’de İstanbul Cağaloğlu ahalisinden Cemaloğulları Arif ve Mustafa satın almış daha sonra 1930 da fabrikayı yapmışlar.1931 yılında fabrikayı tescil ettirdiler.12 kanunievvel 1940 yılında Ticaret Bankası fabrikayı borç karşılığında aldı.21 temmuz 1943 yılında Türk Ticaret bankası anonim şirketi 45 bin Türk lirasına fabrikayı TCDD’ye sattı.07.02.1957 yılında yapımal devlet demiryolları ve limanları işletme umum müdürlüğünden fabrikayı ve arazisini satın alıyor.1970 yılında yapımal T.C beden terbiyesi genel müdürlüğüne yer veriyor.1976 yılında fabrikanın durumu 1 maden tasfiye fırını 1 motor asansör müştemilatı 1 müdüriyet binası 2 maden deposundan müteşekkil magnezit fabrikası 2.7.1976 tarihinde Bedrettin Sacit Şenkal tarafından fabrika satın alınmış halen Şenkal ailesi varislerinin mülküdür.
Levent Sünal – Gündem11 Gazetesi
