Bozüyük’ün en bilinen Türbesi Kumral Abdal Türbesi.Ancak o türbede yatan kişinin ismi 1980’li yıllara kadar bilinmiyordu.Bozüyüklüler o türbeye Yediler Tekkesi dediler yüzyıllarca.
Osmanlı’nın kuruluşunda büyük rol oynayan Kumral Abdal’ın ismi 80’li yıllarda tarihi araştırmalar sonucu öğrenildi ve Yeni Mahalleliler tarafından ilk kez yaptırılan,fayanslarla kaplanan türbeye tanıtım levhası takıldı.Böylelikle burada büyük mezarda yatan zatın Kumral Abdal isminde bir horosan ereni olduğu bilindi.Erenin mezarının yanında altı adet daha mezar var;bunlar onun ailesinden kişiler.
Kumral Abdal Bozüyük için önemli bir tarihi kişilik.Kaynaklardan edinilen bilgilere göre 1210 yılında doğmuş ve 1276 yılında Hakk’ın rahmetine kavuşmuş.Kumral Abdal her ne kadar bir Kayı Aşiretinden bir Osmanlı olarak bilinse de aslında o bir Selçuklu.Osmanlıların Söğüt’e gelmeden önce Bozüyük’te yaşayan bu zat Bozüyük’ün kanaat önderi ulu kişisiydi.Bazı rivayetlerde onun Şeyh Edebali’nin müridi olduğu dillendirilir.Ama bilinen o ki Kayı Boyunu Söğüt’e getiren Ertuğrulgazi’nin çok yakın dostu,yareni hatta rivayete göre sancaktarıdır.
Kumral Abdal Söğüt’te hiç yaşamamıştır ancak Söğüt Kayı Boyu ile ilişkisini,irtibatını hiç koparmamıştır.Sürekli gidip gelmiş,Ertuğrulbey ile hep hasbihal etmiş,fikir alış verişinde bulunmuştur.Bazı gazalara da katıldığı söylenir.Ancak o manevi bir önder olarak devlet işlerinde hatırı sayılan,sözüne güvenilen bilge bir kişi olarak Kayılarda hep saygınlığını korumuştur.
Türbede 90’lı yıllardaki bir tanıtım yazısında onun Ermeni Derbendi (Karasu Boğazı) denilen yerde bir sohbet esnasında Hz.Hızır Aleyhisselamla bir araya geldiği ve Hızır’ın ona Osman Bey’den söz ettiği,dağınık olan Müslümanları bir bayrak altında toplayacağını,”O gencin geleceği pek ümitli;nu müjdemizi kendisine” ulaştır” vasiyetini söylediği anlatılır.
Bu anlattıklarımız bir rivayet elbette.İşin aslını tam olarak bilen yok.Ancak bazı Osmanlı Tarihçilerinin kaynaklarında Osmangazi’nin göğsünden bir çınarın çıktığını gördüğü rüyasını Şeyh Edebali’nin tavsiyesi üzerine Kumral Abdal’ın yorumladığını ve Osmangazi’ye bütün dünyayı saracak bir cihan devletinin kurucusu olduğunu müjdelediğini biliyoruz.Bu müjdeye karşılık Osmangazi’nin çok mutlu olduğunu,kendisine atasından kalan bir kılıç,bir gümüş maşrapa hediye ettiğini de daha önceki haberlerimizde anlatmıştık.Bunun yanında verdiği hediyeler gözüne az gelen Osmangazi’nin İçköy,Kovalıca,Karağaç ve Kandilli Köylerinin bulunduğu tüm arazileri ona vakfettiğini belgeleriyle biliyoruz.İkisi arasındaki konuşmanın Bozüyük’te Höyükdibi denen bölgede (Muhtemelen Tekke Mahalle’de bir yer) geçtiğini de daha önce anlatmıştık.
Bu anlatımlardan Osmangazi’nin Bozüyük’e gelerek Kumral Abdal’ı ziyaret ettiği,onu onurlandırdığı da bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.
Kumral Abdal’ın ismi ilçemiz Bozüyük’te birçok mekana verilmiş durumda.Okul,cami,cadde gibi yerlerde onun adı var.Bozüyük için gerçekten çok önemli bir tarihi kişilik.
Peki Kumral Abdal’ın gerçek adı neydi?
Biz onu hep Kumral Abdal olarak bilsek de Osmanlı arşivlerinde bir ismin İbrahim Seydi olduğu yazıyor.Tabi Selçuklularda ve Osmanlılarda lakap,yakıştırma,mecazi isimlerle seslenme ve anma çok yaygın bir uygulamaydı.Neden Kumral dendi onu tam olarak bilmiyoruz.Abdal demek bilge kişi,eren kişi anlamında kullanılan bir kelime.Yüz siması kumral bir yapıdamıydı; yoksa aileden kumral bir özellik mi vardı? Bu soruların cevabını bilmiyoruz.
Şimdi, Osmanlı Kaynaklarındaki Seyyid veya Seydi vurgusunu da belirtelim;Kumral Abdal’ın gerçek isminin Seydi olduğunu tahmin ediyoruz.1830 tarihli Osmanlı Belgelerinde Bozüyük’te birçok kişinin Seydi Ailesinde olduğu kayıt altına alınmış.Oğlunun veya neslinden gelen torunun isminin ise İbrahim olduğu anlaşılıyor.Şöyle ki ona vakfedilen toprakların fermanında şu ifadelere yer verilmiş.Bozüyüklü tarihçi Mehmet Can Çetin ise Kumral Abdal’ın asıl adının Durgut veya Turgut olduğunu belirtiyor.
Vakfı Zaviyeyi Kumral Baba
Padişahımız alem penahının cedd-i a’lası Osman Han vakfı dır vakfiyet üzre mukarrerdir. Elhaletil hazihi Padişahımız mukarrernamesi Kumral Seydi oğlu …?. ‘dan oğlu İbrahim Seydi mutasarrıftır deyu kayd olunmuş der defter-i köhne haliya padişahımız medde zılluhu hazretleri berat-ı humayunuyla mezkur İbrahim mutasarrıftır.
Tercümesi şöyle;
Kumral Baba Zaviyesi Vakfı
Padişahımız, âlemin sığınağı olan zatın en yüce ceddi Osman Han’ın vakfıdır ve vakfiyeye göre düzenlenmiştir. Hâlihazırda, padişahımızın düzenlediği kararnamede, Kumral Seydi oğlu ………’dan oğlu İbrahim Seydi’nin mutasarrıf (vakfı yöneten/gelirinden faydalanan) olduğu şeklinde kayıtlıdır. Eski defterde de böyle yazılıdır. Şu anda ise padişahımız –gölgesi daim olsun– hazretlerinin verdiği berat-ı hümâyun ile adı geçen İbrahim mutasarrıftır.
Kumral Abdal’ın neslinden kişilerin yüzyıllar boyunca Bozüyük’te yaşadıklarını duymuştuk.Hatta bazı yaşlılarımız onlara Kılıçdarlar sülalesi dendiğini de ifade etmişlerdi.Bu Kılıçdarlar ismi de Osmanbey’in Kumral Abdal’a hediye ettiği Süleyman Şah’ın kılıcını yüzyıllar boyunca muhafaza ettiklerinden olsa gerek.Bilebildiğimiz bu kılıcın Fatih zamanında bu aileden alındığı,İstanbul’a payitahta götürüldüğü ve padişahların tahta çıkma törenlerinde bu kılıcı kuşandıkları yönünde.
Tabi bu kılıç çok önemli ve çok özel bir kılıç.Bu emanetin Topkapı Sarayı Müzesi’nde muhafaza edildiği bilgisine rastlasak da bunu görebilmiş değiliz.
Bozüyük tarihi tabi birçok önemli olaylara şahitlik etmiş bir tarihsel skalada.Bu topraklar kuruluştan kurtuluşa birçok olaya sahne olmuş önemli mekanlar.Osmanlılar’dan,hatta Selçuklular’dan bize kalan en önemli tarihi miras ise elbette ki Kumral Abdal ve onun türbesi.
Levent Sünal – Gündem11 Gazetesi






