Yaşı 50’nin üzerinde olanlar dedelerinden,ninelerinden bu terimleri hep duymuşlardır.Karakış,Zemheri gibi kışın en soğuk günleri çeşitli hesaplamalarla bulunurdu.Eski yerel takvime göre 14 Aralık’ta Karakış dönemi başlıyor.Yani yaşadığımız şu günlerde diz boyu kar olması lazımken küresel iklim değişikliğinin etkileri ile daha sonbahar havasını yaşıyoruz. Halk Takvimi olarak bildiğimiz zaman çizelgesinde yılı yine 12 aya bölmüşler.Bizim aşina olduğumuz ay isimleri ise sadece Mart ve Ağustos.Gerisini yapılan işlere ve yağışa,soğuğa ve yazın sıcak günlerine göre adlandırmışlar.Sosyal Medyadaki bu konu üzerine güzel bir anlatımı da burada sizlerle paylaşalım.
Anadolu insanı, yüzyıllar boyunca zamanı kağıt üzerindeki soyut sayılarla değil, doğanın somut işaretleriyle takip etmiştir. Görselde detaylandırılan ve Rumi takvim geleneğiyle örtüşen bu sistemde, Miladi takvim ile arasında “13 günlük” karakteristik bir fark bulunur. Bu durum, Jülyen takviminden Gregoryen takvimine geçişteki hesaplama farkından kaynaklansa da, halk nezdindeki karşılığı tamamen ampiriktir. Örneğin, modern takvimde kışın ortası sayılan tarihlerde değil, 14 Ocak’ta başlayan “Zemheri” ile asıl dondurucu soğuklar (Erbain) hissedilir. Bu takvim; göçebe ve tarım toplumlarının iklim değişiklikleri, hasat zamanlarını (Orak ayı gibi) ve hayvan yetiştirme döngülerini hayati bir hassasiyetle belirleme zorunluluğundan doğan, nesilden nesile aktarılmış bir “hayatta kalma kılavuzudur.
Tarihsel süreçte Halk Takvimi, sadece kronolojik bir sıralama değil, toplumsal yaşamı ve ekonomik üretimi düzenleyen bağlayıcı bir normlar bütünü olmuştur. “Abrul” (Nisan) ayının yağmurlarından “İlk Güz”ün rüzgarlarına kadar her dönem, köy meydanlarındaki ritüellerden kışlık erzak planlamasına kadar hayatın her alanını şekillendirmiştir. Modern meteorolojinin olmadığı devirlerde, atalarımızın “Gücük” (Şubat) ayının kararsızlığına veya “Kiraz” ayının sıcaklığına doğru “okuması”, bir yılın refahı ile kıtlığı arasındaki ince çizgiyi belirlemiştir. Bugün dahi kırsal kesimde geçerliliğini koruyan bu sistem, coğrafyayla ile insan arasındaki binlerce yıllık diyaloğun ve kültürel sürekliliğin en somut kanıtıdır.
Sizin yörenizde veya ailenizde hala “Zemheri soğuğu”, “Abrul’un beşi” veya “Karakış” gibi bu takvime ait tabirler kullanılıyor mu? Büyüklerinizden duyduğunuz bu geleneksel hava tahminleri günümüz iklim koşullarında hala tutarlılığını koruyor mu?

