Uzun bir aradan sonra sizlere bir hikaye anlatacağım.Beni tanıyanlar, yazı tarzımı bilenler hikayeden ne demek istediğimi de anlarlar diye düşünüyorum.
Köyün birinde yaşlı bir adamcağız varmış, oğluyla birlikte yaşarmış.
Köylü amcanın evin ilerisinde küçük de bir bahçesi varmış, eşeği ile hergün bahçeye gider, mevsimine göre ne ekip biçtiyse onları eşeğe sarar köyüne dönermiş.
Yine birgün bahçede bostanları toplamış, yükünü sarmış ki ileride bir ses;
“Amca, amca gel de seninle dost olalım” demiş.
Hikaye bu ya seslenen bir yılan imiş. Neyse tanışmışlar dost olmuşlar ve yılan köylü amcaya;
“Amca görüyorum ki hergün bu yaşlı halinle gelip rızkını kazanıyorsun. Anladığım kadarıyla da fakirsin. Oysa bende binlerce altın var. Sen her gün buradan ayrılırken bana seslen sana bir altın vereyim demiş. Ve ilk altını vermiş. Günler aylar derken yaşlı amca bir gün hastalanmış, oğluna bahçeye gitmesini zerzavatları toplamasını ve ayrılırken de yılana seslenmesini ve altın almasını söylemiş.
Oğlu bahçeye gider, işini bitirir ve yılana seslenir ve altın ister.Fakat bakar ki kuyuda çok sayıda altın var.
“Ya tek tek ne uğraşacağım, yılanı öldürüp hepsini alayım ” deyip elindeki kürekle yılanı öldürmeye kalkar. Ne var ki yılanın kuyruğu kopar,ama ölmez. Yılan da can havliyle zehrini atar ve oğlan orada ölür.
Aradan bir kaç gün geçer, yaşlı amca bahçesine gider, yine günlük rutin işlerini yapar, akşam üstü yılana gidip;
“Yılan kardeş yılan kardeş, hani sen bana hergün bir altın veriyordun ya , hani biz dost idik ya, yine altın ver” der.
Yılan;” Bak amca haklısın doğru dersin de, sende bu evlat acısı bende bu kuyruk acısı oldukça bir gayrı seninle dost olmayız” der.
Kıssadan hisse;
Kulakları çınlasın Bileciklilerin yakından tanıdığı, sevdiğiğmiz saydığımız bir İlyas abimiz vardır, siyaseten unutulmayacak sözleri vardır;”Elmaya Kurt Girdi Bir Kere” derdi!…
HOŞÇAKALIN
