Zafer Partisi Bozüyük İlçe Başkanı Mehmet Can, Camiliyayla Köyü’nde yıllardır çözülemeyen yol sorunuyla ilgili açıklamalarda bulundu.
Köyün yalnızca 4 kilometrelik kısmının asfaltlanması üzerine tepkisini dile getiren Can, şu ifadelere yer verdi;
“Türkiye’nin acı gerçeklerinden birini daha yaşıyoruz. Yıl 2025 olmuş ama hâlâ köy yollarının asfaltını, yamasını konuşuyoruz. Vatandaş olarak temel beklentimiz olan ulaşım hakkı bile birçok bölgede karşılanamıyor. Camili Yayla Yolu’nun yalnızca dört kilometrelik kısmının dahi yapılamaması, yerel ve merkezi idarelerin ne kadar aciz durumda olduğunu açıkça göstermektedir.
Bu noktada sahada çaba gösteren muhtarlarımızı ve meclis üyelerimizi takdirle karşılıyoruz. Ancak bu sorunların doğrudan muhatapları, milletin hakkını, hukukunu ve taleplerini karşılamak için o makamlara gelen milletvekilleridir. Bu yük, sadece yerelde görev yapan birkaç kişinin omuzlarına bırakılacak kadar hafif değildir. Asıl sorumluluk, o kürsülerde oturan, halkın vekilliğini üstlenen kişilere aittir.
Bu yaşanan tablo, Türkiye adına utanç vericidir. Çünkü hâlâ yolları konuşuyoruz. Çünkü hâlâ temel ihtiyaçlar çözülemiyor. Türkiye artık sorunlara odaklanan değil, çözüme odaklanan bir ülke olmak zorundadır. Siyasi partilerin tamamı bu gerçeği görmeli; iktidarıyla, muhalefetiyle herkes şapkasını önüne koyup düşünmelidir.
Unutulmamalıdır ki; o makamlar, insanların hakkını, hukukunu, adaletini savunmak; halkın sesi olmak için var. O koltuklar, seçimden seçime hatırlanacak, oy almak için kullanılacak yerler değildir.
Eğer seçim yarın olsaydı, bu yollar hemen yapılırdı. Çünkü ne yazık ki bazı yöneticiler hizmeti sadece sandık zamanı hatırlıyor. Ancak biz vatandaşız, unutmayız. Soruyoruz: Seçim olmadan da bu yollar yapılamaz mı?
Camili Yayla Yolu örneğinde olduğu gibi, hizmette eşitlik ve süreklilik talep ediyoruz. Türkiye artık günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir anlayışla yönetilmelidir. Siyasi iradeyi, halkın gerçek sorunlarına kulak vermeye, çözüm üretmeye ve görevini layıkıyla yerine getirmeye çağırıyoruz.”
