İlçemiz Bozüyük’ün Marmara Bölgesi’nin İç Anadolu Bölgesi ve Ege Bölgesi’ne açılan bir kapısı konumunda olduğunu biliyoruz.Tarih boyunca batıdan gelen orduların doğu seferlerinin çoğu da Bozüyük üzerinden oldu. İstanbul,Bursa istikametinden gelen başta Haçlı Orduları olmak üzere Osmanlı Orduları ve çok eski çağlarda var olmuş kadim ordular Bozüyük’ten geldi geçti.Dolayısıyla Bozüyük günümüzde bölgeleri,şehirleri birleştiren kavşak bir yol noktası olduğu gibi geçmişte de orduların gelip geçtiği,konakladığı önemli bir merkezdi.
Tarihi kaynaklarda Bozüyük’te en önemli konaklamanın Yavuz Sultan Selim Han’ın Çaldıran seferine giderken 5 Mayıs 1514’de şimdiki Kasımpaşa Camii’nin olduğu yerde geniş çayır alanda (O tarihte cami daha yapılmamıştı) otağ kurduğunu,gecelediğini ve ordusunu dinlendirdiğini biliyoruz.
Üsküdar,Yalova üzerinden gelen Osmanlı Orduları Yenişehir Ovasında başka bölgelerden gelen güçlerle birleşerek doğu ve güney seferlerini Yenişehir,Pazaryeri ve Bozüyük üzerindeki rotada gerçekleştirdiler.Çok iyi bir arşiv tutma becerisine sahip olan Osmanlılar bu seferlerdeki her kilometre taşını adeta yazdılar ve kaynaklara işlediler.Örneğin Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferinde seyr-ü seferde Pazarcık geçildikten sonra Derbent Boğazına ulaşıldığı yazıyor ve zincirli kuyudan bahsediliyor.
Peki bu Derbent Boğazı ve Zincirli Kuyu neydi?
Derbent;kelime anlamıyla iki dağ arasındaki geçit demek.Günümüzde Karasu Boğazı denilen yer Bozüyük’te açık cezaevinden Karaköy’e kadar olan bölge.Hepimizin bildiği gibi bu 10 kilometrelik alan tepelerin arasından dar bir boğazdan kod farkıyla aşağı doğru (Karaköy’e doğru) inen bir yol.
Karasu Boğazı’na Osmanlı Kaynaklarında Ermeni Derbendi’de deniyor.Bu bölgede Ermeniler mi yaşadı, yoksa bu dar boğazda Ermenilere ait Karasu Nehri üzerinde suyla çalışan un değirmenleri mi vardı? Bunları net bilmiyoruz.Ancak Ermeni Derbendi dendiğine göre bir Ermeni izi olsa gerek.
Ermeni Derbendinin doğu yönünde çıkışında (Şimdiki Cezaevi’nin olduğu yer) artık tepeler ve dağlar açılıyor ve Bozüyük düzlüğü başlıyor.Peki; Bozüyük neden bir konaklama noktası oldu? İşte bu sorunun cevabı bu Ermeni Derbendi’nin yokuş yukarı bir yolda olmasında gizli.Günümüzdeki otomobiller ve diğer ulaşım araçları çok güçlü oldukları için elbette bu tatlı ve uzun yokuş hiç fark edilmiyor.Ancak yaklaşık on kilometre olan bu rampa eski zamanlarda sırtlarında ağır yükler olan deve katarları,kervanlar ve ağır silahlar ve yükler taşıyan,yaya yürüyen,katır,öküz,manda ve deve gibi yük hayvanları ile toplarını ve hazinelerini götüren ordular için oldukça zorluydu ve yorucuydu.
Ermeni Derbendi’ni bu ağırlıklarla çıkmak zorunda kalan ordular ve kervanlar hep Bozüyük’te dinlenme ihtiyacı hissettiler.O yüzden de Bozüyük’te şimdiki Belediye İşhanı’nın olduğu yerde büyük bir Kervansaray vardı.
Bozüyük, Ermeni Derbendi (Karasu Boğazı) tarafından gelen yorgun savaşçılar ve yolcular için hep bir set başı noktası oldu ve tarihsel süreç içinde vazgeçilmez bir konaklama noktasıydı.Yavuz Sulatan Selim’den başka padişahın otağ kurup kurmadığını net olarak bilmesek de Yavuz’un Bozüyük’te bir gece geçirdiğini çok iyi biliyoruz.
Kanuni Sultan Süleyman zamanında yaşamış olan ünlü Minyatür ustası Matrakçı Nasuh’un Bozüyük’ün tarihte bilinen ilk resmini 1500’lü yıllarda çizdiğini daha önceki haberlerimizde yazmıştık.Bu bölgenin resmini çizen Matrakçı, Kasımpaşa Camii’ni,karşısındaki Kervansarayı resmetmiş.İnönü ve mağaralarını da resmeden Martakçı’nın aynı minyatür de ilk olarak Derbent Boğazı ve Zincirli Kuyu’yu da kaleme aldığı bu resimde açıkça gözüküyor.Derbent Boğazı yerinde duruyor ancak zincirli kuyu yok tabii ki günümüzde.Peki bu zincirli kuyu neden bu kadar önemliydi? Belli ki orduların ve yük taşıyan kervanların bu zorlu Derbent Boğazı yolculuğunda su ihtiyaçlarını karşıladıkları çok bilinen bir su kuyusuydu ve yaşam kaynağıydı.
Levent Sünal – Gündem11 Gazetesi

Burası Bozüyük,Kasımpaşa Camii,karşısında Kervansaray yanında Üyük Tepesi ve çeşitli yapılar

Minyatürün bütününde üst kısımda Zincirli Kuyu,Otağ ve Derbent Boğazı resmedilmiş
