Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi ilçemiz Bozüyük’te de değişen zamanla birlikte mekanlar da değişti. Gelişen şartlar ve toplumlar gereği artık çok katlı binalar, apartmanlar eski tarihi evlerin yerini aldı.
Geçtiğimiz günlerde “Bozüyük’ün büyük değişimi” başlıklı haberimizde ilçemizin tarihsel süreçte geçirdiği evrimi anlatırken evlerden de biraz bahsetmiştik. Bozüyük’ün ilk yerleşim yeri olmasından beri günümüze kalan evlerin sayısı iki elin on parmağını geçmiyor. Oysa ki Safranbolu, Beypazarı, Pazaryeri, Osmaneli gibi ilçeler bu dokuyu pek fazla bozmadılar ve günümüzde turizm alanında evleri ile ön plana çıkıyorlar.
Bozüyük’ün sanayi kenti olmaya başlamasıyla yeni mimari yapıların bir bir yapıldığını ve eski tarihi evlerin de yok olduğunu biliyoruz. Resmi koruma altında bulunan birkaç yapı dışında yok olan evler günümüzde sadece resimlerde kaldı.
Bozüyük’ün eski evlerine baktığımızda Cumhuriyet öncesi yapıların genel olarak tek katlı, kerpiç ahşap karışımı tipik Türk Evlerinin örneklerini sergilediğini söylemek mümkün. Ancak Cumhuriyet öncesinde Bozüyük’ün merkezi noktalarında iki veya üç katlı cumbalı Osmanlı Mimarisini yansıtan evlerin de olduğunu söyleyebiliriz.
Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren sanayileşmeye başlayan Bozüyük’te büyük bir değişim gözlenirken bu olgu mekanlara da yansıdı. Özellikle Kasımpaşa Mahallesi ve Çarşı Mahalle’nin bir kısmında ve Yeni Mahalle’nin bazı sokaklarında gözüken erken Cumhuriyet Dönemi mimarisinden günümüze neredeyse eser kalmadı.
Peki korumalı mıydık; yada koruyamaz mıydık?
Bu soruların cevabını bulmak oldukça zor. Zira Bozüyük’ün modern bir kent olma yolunda hızla ilerlediği 1960-1980 arasında hızla artan betonlaşma ve Bozüyüklülerin daha lüks, daha modern yapılarda oturma isteği hızlı bir değişimi beraberinde getirirken koruma ve mevcudu kullanma arzusu da neredeyse hiç olmadı. Günümüzde geçmişten arta kalan mimari yapılar ya metruk bir vaziyette kaderine terk edilmiş durumda yada bazı kurumlar ve kişilerce koruma altına alınmış durumda. Korumak kollamak ise geçen uzun yıllar sonrası geçmişe özlemin kabardığı modern zamanları yaşadığımız bu günlerde çok az kişinin dileği olsa gerek.
Levent Sünal- Gündem11 gazetesi

